Bu yazı Sanat Cephesi dergisinde ve haberveriyorum.net sitesinde yayınlanmıştır.

Yazı: Cansu Fırıncı

Montaigne
Montaigne

“Memlekette çok tuhaf şeyler oluyor” demek isterdim. Fakat ne mümkün! Üzülmeyin sayın savcı, bizler böylesine davaların, böylesine görüntülerin ve böyle savcıların yabancısı değiliz!

Fakat kanıksamıyoruz, kanıksamayacağız. Çünkü sizin temsil ettiğiniz düşüncenin “kazandık” diyebilmesi için, yaptıklarınızı kanıksamamış bir tek insanın kalmamış olması gerekir… İşte o güne dek, şöyle derin bir oh çekip, “kazandık” diyemeyeceksiniz.

Bizim gözlerimiz neler neler görmedi! Engizisyon mahkemeleri, giyotinler, darağaçları, meydanda şölenle yakılan kitaplar, kurşuna dizilen yurtseverler, devrimciler, aydınlar, yazarlar, idam sehpaları, toplu kıyımlar, sürgünler, mahpusluklar, işkenceler, faşizm, nazizm, faili meçhuller, bitmek bilmez yargılamalar, yasaklamalar, toplatılmalar…

Eze eze, kıra kıra, vura vura yok edemediniz bizi… Sizin kafanız, bunu bir türlü anlayamaz. Anlayamadığınız gerçekse şu: Düşünceler silahla, baskıyla, işkenceyle, mahkûm etmekle yok edilemez…

Biz diye konuşmam kafanızı karıştırmasın, biz dediğim, aydınlık insanlık, aydınlıktan yana olan insanlık, karanlığın karşısına dikilen insanlık…

Ben de eli kalem tutan bir yazar olarak, işte o insanlık adına konuşmayı bir borç bildim.

Sayın savcı, Sıvas ilinde görev yapmaktaymışsınız. 33 aydınlık insanın, iki masum çalışanın canını ateşe verdiği bir ilde, aydınlık Türkiye’nin kundaklandığı topraklarda görev yürütmekteymişsiniz…

İşte o Sıvas’ta memleketinin aydınlık geleceği için uğraşan, üniversite öğrencisi olmanın sorumuyla hareket eden öğrenci kardeşlerimiz hakkında dava açmışsınız… Açabilirsiniz elbet, bir savcı olarak görevinizi yaptınız diyelim.

Aydınlık Türkiye’ye cansuyu taşıyan öğrenci kardeşlerimizin suçluluklarını kanıtlamak için kimi deliller koymuşsunuz iddianamenize.

Bu deliller içerisinde de kimi kitaplar bulunuyor Nihat Behram’ın Darağacında Üç Fidan’ı ile Montaigne’in Denemeler’i.

İşte burada durun.

Şimdi size bir dizi soru yöneltmek istiyorum:

1- Nihat Behram’ın Darağacı’nda Üç Fidan kitabını, ait olduğunuz siyasi temayül gereği, günah ya da zararlı sayarak okumamış olabilirsiniz. Peki ya Montaigne’in Denemeler’i? Bir dünya klasiği olan, tüm dünyada okul müfredatlarında bulunan, yüzlerce üniversitede üzerinde sunumlar yapılan ve bugünkü mevcut hükümetin 100 Temel Eser kapsamına aldığı bu kitabı da mı okumadınız?

2- Eğer Montaigne’in Denemeler kitabını okumadıysanız, Hukuk Fakültesi’nden nasıl mezun oldunuz?

3- Okuduysanız, suç unsuru olarak değerlendirdiğiniz bu kitabı okumakla siz de bir suç işlemiz olmuyor musunuz?

4- Okudu iseniz, kitabı bir yerden satın alarak mı okudunuz? Yoksa bir arkadaşınızın (yani bir suçlunun) kitaplığından mı edindiniz? Ya da bir devlet kütüphanesinden mi? Hukuk fakültesinin kütüphanesinde de mevcut muydu bu kitap?

5- Montaigne’in denemeleri Milli Kütüphane, Beyazıd Kütüphanesi, Taksim kitaplığı gibi kütüphaneler başta olmak üzere pek çok devlet kütüphanesinde mevuttur. Hatta Darağacında Üç Fidan kitabı da… Bu kütüphanelerin sorumlularına da dava açacak, haklarında soruşturma yürütecek misiniz?

6- “Montaigne’in Denemeler kitabını okumadıysanız, Hukuk Fakültesi’nden nasıl mezun oldunuz?” diye sormuştum, biri 60. baskısını yapmış, diğeri tüm dünyada sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok basılan iki kitaptan suç delili çıkartmış olmanıza dayanarak soruyorum: Siz gerçekten bir hukuk fakültesinden mezun musunuz? Eğer mezunsanız diplomanızı kamuoyu ile paylaşır mısınız?

7- Hukuk tarihinde örnekleri olduğunu bildiğim için ve sizin Montaigne hakkında ne bildiğinizi şimdilik bilemediğim için soruyorum: Montaigne’i sanık olarak mahkemeye çağıracak mısınız? Eğer böyle bir niyetimiz varsa ve adresine ulaşamayacak olursanız, müsterih olun, adresi edebiyat tarihinde mevcuttur!

Size bu davanın ve elbette sizin, hatta sevgili dostum Montaigne’in ve şair ağabeyim Nihat Behram’ın, yargılanan “kitap kurdu” ilerici öğrenci kardeşlerimin takipçisi olacağımı bildiriyorum. Brecht’in (Alman şairi ve oyun yazarı, Naziler tarafından kitapları yasaklanmış ve yakılmıştı, kendisi benim kitaplığımda yaşar…) dediği gibi “işte size bir sürü soru”… daha da soracaklarımdan gayrı…

Bitirirken suç unsuru saydığınız kitapların benim kitaplığımda da bulunduğunu bildiriyor, size aşağıdaki şiiri hediye ediyorum:

Savcıya

Savcı, nedir düşündün mü,
Dağları sorguçlu kılan?
Onlar susmaz, gece gündüz, onlar haykırır yüceden.
Gelmiş dağlardan yalnayak, durmuş kapına bir ıssız,
Seni bile içli kılan.

Savcı, nedir düşündün mü,
Bıçakları uçlu kılan?
Bir eski hak alınmamış, bir dere kan sorulmamış,
Şunun bunun alın teri,
Alınları taçlı kılan.

Savcı, nedir düşündün mü?
Yazıları suçlu kılan?
Usla, yürekle büyümüş, gündüzler geceye karşı,
Ama nedir çağlar üzre,
Beni senden güçlü kılan.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Reklamlar