Kemal Ağabey’le ilgili güzel bir yazıya denk geldim, Temel Demirer’in kaleminden. Demirer, yazısında Kemal Özer’in ölümü üzerine Birgün gazetesinin pazar ekinde yayınlanan yazımdan bir alıntı da yapmış, mutluluk duydum elbet ve acı biraz daha burkuldu içimde. Acımı da mutluluğumu da bu yazı vesilesiyle sizlerle paylaşıyorum.

Işıklar, şiirler içinde yat usta… Cansu Fırıncı

Kemal Özer Tüyap'ta Kitap Standında, Fotoğraf: Cansu Fırıncı
Kemal Özer Tüyap Kitap Fuarı'nda, Fotoğraf: Cansu Fırıncı

Yazı: Temel Demirer

Sözcükleri boş yere
harcamayacak kadar
çok seviyorum.”[1]

“Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir./ O, kanayan bir yaradan/ veya gülümseyen bir ağızdan/ yükselen bir şarkıdır,” derken Halil Cibran, “Kum ve Köpük”ünde “Nasıl”ı anlatır şiirin…
Ya da Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in, “Şair’e”sin de “Özgür akıl nereye götürüyorsa seni./ Yetiştir emeğinin sevgili meyvesini,/ Ödül beklemeksizin soylu çabalarına,” dizelerindeki dikine itiraz ve özgüvene gönderme yapar…
Veya “Şiir de aşkın bir başka adıdır zaten. Yaratma süreci biraz da bir aşk içinde olma hâli gibidir,” diyen Neşe Yaşın; şairin neden cüretkâr bir aşık, isyancı olduğunun da altını çizer…
Sondan diyeceğimizi başta diyelim; bunların tümü ve ötesidir işçi sınıfı ozanı Kemal Özer ve şiiri…
Kolay mı? O; Cornelius Vanderbilt’in, “Kamunun canı cehenneme! Ben hissedarlarım için çalışıyorum!” deyişinde betimlenmesi mümkün olan kapitalist vahşet karşısında aşkın, umudun, isyanın işçi sınıfından yana ısrarı, vazgeçmezliğiydi…
Bu nedenle postmodern bugünlerde, Lin Yutang’ın, “Akıllı insan hem kitapları, hem de doğrudan doğruya hayatı okur,” betimlenmesinde somutlanmış Ona ve onun gibilere olan ihtiyaç büyürken; Onu anımsamak ve anımsatmak acil bir ihtiyaçtır…
* * * * *
Yaşam serüveni, şaşırtıcı bir sadelik ve başarı öyküsüdür Özer’in.
“Kemal Özer, 1950 kuşağının, İkinci Yeni’nin en önemli şairlerinden biriydi.”[2]
“İlk kitabı Gül Yordamı (1959) idi. 1950 kuşağının da en önemli eserlerindendi.
1950 kuşağının şiire yaklaşımını hatırlatmanın anlamı yok. Toplumu bir yana bırakıp kelimelere bir tür kapanmaktı.
Anlamsız mıydı bu? Asla!
Şiirimizde, bu yoldan da bir zenginleşme yaşanmıştır; şiiri sevenler, bunu da ciddiye alıp izlemişlerdi.
Ne var ki, toplum derinden derine değişiyordu ve çok geçmeden patlamalar birbirini izler…
Şair, yaşamı savunarak yazar.
Bu arada şiiri ve yaşamı da değiştirir…”[3]
Onun serüvenine dair en önemli özellik şudur: “Kemal Özer toplumsal kurtuluş davasına bağlanmış bir şairdi…
O, gerçek bir şiir işçisidir, üstelik metafizik değil materyalisttir…
Kemal Özer şiiri, işçi sınıfının evrensel duyarlılığıyla yazılmıştır. Bu duyarlılık, ozanca bir bilgelik ve dinginlik içinde Kemal Özer şiiri içinde harlar durur.
Kemal Özer şiiri, gündelik heyecanların, acıların, kavga coşkusunun, yani öfke ve sevincin belirtik duygular olarak sloganlaştığı şiirlerden değildir.
Tarihselleşmiş bilincin dingin etkinliği olarak belirir bu tür duygular. Kemal Özer şiirinin tipikliği; gerçekliği, işçi sınıfının tarihsel bilinci içinde kurarak üretmesinden kaynaklanır. Ozan, kendisini yalnızca toplumsal kurtuluşçuluğun genel ilkeleriyle bağlı kılar, güncelliği bu temelde şiirleştirerek onu evrensele bağlar.”[4]
Bunlar için önemlidir O, tıpkı şiiri gibi…
* * * * *
Ahmet Telli’nin, “Şiirini, dünyaya açılan üçüncü bir göz gibi kullandı,” dediği “Kemal Özer, işinin hem işçisi hem ustası bir şairdi.
Mayakovski sözlükçesinden yararlanarak söylersek, o ölçüp biçen, kesip yontan, hızarlayan, rendeleyen, cilalayan, perdahlayan bir şairdi…
Şiirinin hem işçisi hem ustasıydı…
Yine Mayakovski örneğindeki gibi, ilki nasıl fütürizm döneminde edindiği becerileri, incelikleri, ustalıkları toplumcu gerçekçi şiire aktarabilmişse, Kemal Özer de tıpkı öyle, İkinci Yeni akımı sırasında edindiği tüm biçimsel kazanımları toplumcu gerçekçi şiire aktarmayı başararak bu şiiri güçlendirmiş, zenginleştirmişti…”[5]
Yani “Şiirinin toplumcu-gerçekçi şairlerinden biri olan Kemal Özer’in şiiri, dünyaya açılan üçüncü bir göz gibiydi.”[6]
Sennur Sezer’in, “Kemal Özer’i tanımlayacak bir söz düşünüyorum, aklıma ilk gelen sözcük: “tasarı”. “Kültür, şiir ve dilin iç içe üç ortam olduğunu, bu doğal ortamların içinde gözlerimizi açtığımızı, her üç ortamın da, yapacağımız seçim doğrultusunda yeniden düzenlendiğini” söyleyişi. Kitaplarını şiirlerini derleyerek değil bütününü tasarlayarak yazardı. Şiir yaşamı da bilinçle gerçekleştirilen bir çizgi izlemişti, tasarıydı,” dediği “O tok sesiyle, yaşamın en kalıcı yanlarını yakaladı…”[7]
Ve yine “O büyük acıyı hem toplumcu-gerçekçi olarak, hem birey olarak yazmıştı. Bir bakıma diyalektik bir sentez yapmıştı,” Haydar Ergülen’in ifadesiyle…
İşte bunun için çok önemliydi şiiri Onun, tıpkı yaşamı gibi…
* * * * *
1935’te İstanbul’da doğan Kemal Özer, İstanbul Erkek Lisesi’nde orta öğrenimini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gördü.
Öğrenim yıllarında arkadaşlarıyla birlikte “a” dergisi’ni çıkardı. Cumhuriyet gazetesinde, Karacan Yayınları’nda çalıştı. Kitapçılık ve yayıncılık yaptığı 1965-1970 arasında, şiir ve sinema alanında kitapların yanısıra Şiir Sanatı dergisini yayınladı. 1972’de arkadaşlarıyla yeniden yayınladıkları “Yeni a” Dergisi’nin kurucu ve yazarları arasında yer aldı. Varlık dergisinin yönetmenliğini üstlendi.
Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ikinci başkanlık görevinde bulundu. Kendi kurduğu Yordam Yayınevi’nde kitaplarını yayınlamayı 1989’dan beri sürdürdü.
Yazın dünyasıyla öğrencilik yıllarında tanıştı. Başlarda İkinci Yeni Hareketi içinde yer aldı. İlk üç yapıtında ikinci yeninin izleri görülmektedir. Sonraki yıllarda ‘Toplumcu Gerçekçi’ çizgide ürünler verdi. Dünyaya yeni bir bakış ve ona bağlı olarak yeni bir sanat anlayışıyla yazdığı şiirler çeşitli yankılara neden oldu. Eleştirmenlere göre, bu dönemde, gündemdeki toplumsal ve siyasal olayların yanı sıra söz konusu olaylar karşısında insanların duygu, düşünce ve tepkilerine tanıklık etti.
Toplumcu gerçekçi eğilimi 1970-1980 yılları arasında yayımlanan 4 eserine hakim oldu. Bu kitapları izleyen şiirlerinde yeni boyut ve ilgi alanlarına açılım arzusu gözlendi. 1983’te yayımlanan Araya Giren Görüntüler’de 12 Eylül dönemine ilişkin tanıklığını sergiledi.
1985 tarihli ‘Sınırlamıyor Beni Sevda’da sevda olgusunu toplumsal bakış açısıyla yorumladı. 1995’te basılan ‘Oğulları Öldürülen Analar’ ile bir başka toplumsal soruna, kayıp annelerinin sesine aracılık etti. ‘Onların Sesleriyle Bir Kez Daha’ başlıklı yapıtıyla da uzun süreli bir baskı döneminin ardından seslerini yeniden yükselten emekçilere ses verdi.
Behçet Necatigil, Kemal Özer’i 1977’de şöyle değerlendirdi: “İkinci Yeni’nin en çok sözü edilen şairlerinden olan Kemal Özer’in şiirlerinde, uzak çağrışımların izinde yürümekle çözülebilecek gizli bir bütünlük kaygısı seziliyordu. Şairliği, yeni aşamalarda, toplumsal eylemlere, yurdun ve dünyanın politik-güncel olaylarını şiirleştirmeye yöneldi.”
YAPITLARI (ŞİİR)
Gül Yordamı (1959); Ölü Bir Yaz (1960); Tutsak Kan (1963); Kavganın Yüreği (1973); Yaşadığımız Günlerin Şiirleri (1974); Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (1975); Geceye Karşı Söylenmiştir (1978); Kimlikleriniz Lütfen (1981); Araya Giren Görüntüler (1983); Sınırlamıyor Beni Sevda (1985); İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle (1990); Bir Adı Gurbet (1993); Oğulları Öldürülen Analar (1995); Onların Sesleriyle Bir Kez Daha (1999); Çağdaş ve Boyun Eğmeyen (1985); XX. Yüzyıldan Duvar Kabartmaları 1-2 (2000); Temmuz İçin Yaralı Semah-Yangın Şiirleri…
ÖDÜLLERİ
1976 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü: “Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya” ile…
1982 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü: “Kimlikleriniz Lütfen” ile 1991 Yunus Nadi Şiir Ödülü: “İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle” ile…
1993 Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü: “Bir Adı Gurbet” ile…
1999 Damar Dergisi Edebiyat Emek Ödülü…
2000 Truva Kültür ve Sanat Ödülü…
2001 Dionysos Şiir Ödülü…
2008 Dünya Kitap Ödülü…
Özetle şiirden derlemeye, antolojiden denemeye, öyküye, çeviriye 60 civarında yapıta imzasını atan, 7 edebiyat ödülüne değer görülen ve şiirleri 20 dile çevrilip Bulgaristan, Danimarka ve Hollanda’da kitap olarak basılan Kemal Özer, 2009 yılında da “Temmuz İçin Yaralı Semah” adlı kitabıyla Altın Portakal Şiir Ödülü’nü almıştı.
Yine Kemal Özer, 2009 yılının ‘21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi’ni “Yalın Sözü Yeğlese de Yalınayak Değildir Şiir” başlığıyla kaleme almıştı.
* * * * *
“Toplumun özlemlerini, eşitlik, özgürlük mücadelesini açık yüreklilikle verme cesaretini gösteren Kemal Özer, Türkiye’nin önde gelen toplumsal gerçekçi şairlerinden biriydi.”[8]
“Şiiri dağlardan süzülüp gelen ve yeraltında sessizce akan bir ırmak gibiydi. Kemal Özer, şiirin bilge ozanıydı.”[9]
Cansu Fırıncı’nın, “Kemal Özer karanlığın içinde, ıssız bucaksız okyanusta çaresizce çırpınanların yolunu aydınlatan bir ay ışığıydı,” betimlemesini sonuna dek (ve hatta fazlasıyla da) hak eden “Kemal Özer’in şiiri yaşamdan bir parçaydı. Yaşadıklarımızın göstergesiydi. Yaşadığımız günlerin, yaşadığımız siyasal toplumsal olayların tanığıydı o. Ama yalnız tanıklık etmedi. Yaşadıklarımızın, bize yaşatılanların acılarıyla sevinçlerini şiirlerine yansıtarak hepimizle paylaştı. Bu yolda şiirini değiştirdiği gibi yaşamı da değiştirmesini bildi. Kısacası yaşamı şiir, şiiri yaşam olan bir şairdi o. Onun yitimiyle şiirimizden de yaşamımızdan da bir parça eksildi…”[10]
Nihayet “Yan Yana İki Ülke” başlıklı dizelerinde “Geldiği vakit hasat günleri/ İki ayrı ağızda aynı anda/ beliren bir gülümseme gibiyiz seninle/ ve iki ter damlası gibiyiz alnında/ elbirliğiyle üretilip/ kardeşçe bölüşülen bir dünyanın,” diye haykıran Kemal Özer hakkında Sennur Sezer’in şu satırları, Onun kim olduğunu müthiş bir netlikte ortaya koyar:
Dünyanın bir yerinde eğer ‘Bir adam, iki büklüm, sığındığı duvarın dibinde, siper ediyor’sa ‘kendini kurşunlar uçuşurken’, Kemal hem tanıklık eder buna hem de o ‘canlı siper’in yanında durmaya çağırır bütün okurlarını. Siperin arkasında bir çocuk vardır çünkü…”
25 Kasım 2009 8:52:46, Ankara.
N O T L A R
[*]Güney, No:51, Ocak 2010
[1] Rene Char.
[2] Özdemir İnce, “Nereye Böyle Kemal Özer Yoldaş”, Hürriyet, 5 Temmuz 2009, s.20.
[3] Server Tanilli, “Kemal Özer’i Uğurlarken…”, Cumhuriyet, 10 Temmuz 2009, s.6.
[4] Mustafa Bayram Mısır, “Durur Sarkacın Gitgeli, Kavganın Yüreği Durmaz”, Bianet, 1 Temmuz 2009
[5] Ataol Behramoğlu, “Şiirin İşçisi ve Ustası”, Cumhuriyet, 11 Temmuz 2009, s.6.
[6] Sibel Oral, “Seni Anmakla Artacağız Kemal Abi”, Taraf, 2 Temmuz 2009.
[7] Haluk Şahin, “Gidenler, Kalanlar ve Kemal Özer”, Radikal, 5 Temmuz 2009, s.10.
[8] Hande Gülen, “Yolun Sona Erdiği Yerde Yeniden Yola Çıkmak”, Birgün Pazar, 5 Temmuz 2009, s.2.
[9] Hikmet Altınkaynak, “Şiirin Bilge Ozanı…”, Cumhuriyet, 2 Temmuz 2009, s.17.
[10] Adnan Özyalçıner, “Şiiri ve Yaşamı Değiştiren”, Cumhuriyet, 2 Temmuz 2009, s.17.
Reklamlar