Bu yazı mevsimsiz.net sitesinde yayınlandı.

Yazı: Cansu Fırıncı

Yeşilçam filmlerini de tarihe gömdük. Artık büyük bütçelerle çekilen filmler moda Türkiye’de. Şahsen pek keyif alamıyorum. Hoş, Yeşilçam filmleri de öyle pek matah şeyler değildi. Eğlencelik, çerez niyetine filmlerdi işte. Ama gene de keyif verirdi. Bir büyüsü vardı, oradaki olaylara üzülür ağlardık, sevinir neşelenirdik. Hele de Sezercik. Kılına zarar gelecek diye hop oturur hop kalkardık. Akıllı velet! Her işin üstesinden gelmeyi başarırdı. Sokaklarda yatardı kimileyin. Kötü adamlar onu öldürmek için bin bir tuzak kurarlardı. Ama sezerciğin karşısına hep iyi yürekli amcalar, teyzeler çıkardı. Mahallenin bakkalı, kasabı, fırıncısı Sezercik’e yardım etmek isterlerdi. Gururlu Sezer çalışmadan para almayı asla kabul etmezdi. Müşterilerin poşetlerini evlerine kadar taşır, parasını hak ederek alırdı. Sokakta bir başka evsiz çocuğa rastlasa, elindeki ekmeğini onunla paylaşırdı. Biz onu çok severdik. Toplum olarak çok severdik.

Oysa şimdi her gün kapkaç terörü haberlerinden geçilmiyor ortalık. Sokakta tiner çeken çocukların saldırganlığı konuşuluyor. İnsanlar artık sezerciği sevmiyor. Mahalle bakkalı kapısından içeri bile sokmuyor, kasap müşterilerine yaklaştırmıyor. Kimse Sezer’e poşetlerini taşıtmıyor. Sezercik artık sevimliliğini yitirdi. Ama neden?

Hayatımızda birçok şey artık sevimliliğini yitirdi. Çünkü hayatın merkezine insan konmuyor. Ama artık hiç konmuyor. Para insanı bütünüyle egemenliği altına aldı. Her şey gibi çocuklarımız da sevimliliğini yitiriyor. Evdeki de sokaktaki de. Sokaktaki saldırganlaşıyor. Yatacak yeri olmayan, yiyecek ekmeği olmayan bu çocuklar üzerinden bile kâr sağlanması onları saldırganlaştırıyor. Nasıl mı?

Siz hiç bir Avrupa ülkesinde tinerci çocuk vakası duydunuz mu? Ya da elinde bali sağa sola saldıran bir çocuk? Duyamazsınız. Bu sorun büyük oranda bizim ülkemize özgüdür. Çünkü bizim sermayedarlarımızın gözü dönüktür. Onlar belki de Yeşilçam filmlerini hiç ama hiç seyretmemiştir. Balinin ana maddesini oluşturan iki farklı madde vardır. Baliyi ilkinden imal ederseniz “kafa yapmaz” ama maliyeti yüksek olur. İkincisinden yaparsanız kafa yapar, ama ucuz olur. İşte bizim işadamlarımızın gözü öylesine dönmüştür ki maliyeti düşürmek için ucuz hammadde kullanırlar. Sokakta yaşananlar umurlarında bile değildir.

O çocuklar baliyi donmamak, açlık hissetmemek için alır. Ama efsunlandıklarından bilinçaltına ittikleri acıları gün yüzüne çıkar. Ve bütün suratlar belirsizleşir. Belki onu sokağa bırakan baba, belki sığındığı bir inşaat köşesinde dayak atan gaddar adam olup çıkıverirsiniz. O size değil kötülüklere saldırmaktadır. Bütün istediğiyse kötülüğün artık bir son bulmasıdır.

İşte artık biz toplum olarak bütün duyarlılıklarımızı yitirmiş durumdayız. Sorunun kaynağını görmek istemiyoruz. Basit olanı seçiyoruz. Kötü çocuklar! Oysa sorunun en azından şimdilik basit bir çözümü var. Sermayedarların paraya dönmüş olan gözünü kapamak. Toplumsal baskı oluşturarak, bali ve benzeri ürünlerde kullanılan ucuz hammaddenin ülkemize girişini yasaklatmak. En azından bunu yapabiliriz. Şimdilik!

Yoksa sezercik bu işte kabahati en az olan kimse. Yahu, bütün Türkiye bir ara müptelasıydınız, ne çabuk unuttunuz Ceyar’ı? Sezercik ne’tsin? Türkiye Ceyar dolmuşsa. Bence en kısa sürede bir film çekmeli yönetmenlerimiz. “Sezercik tröstlere karşı; Ceyar’ın acı sonu!”

Cansu Fırıncı

Reklamlar