Bloğa Özel! Bu seriyi ilk kez yalnızca burada okuyabileceksiniz.

Sayıklayan: Cansu Fırıncı

Bir taş düşüyor avucumdan, kentlere dalga dalga yayılıyor yüzüm. Çivilenmiş çerçeveler tuz buz oluyor ve hiçbir evin duvarında kalmıyor resmim.

Nehirleri soluyorum, soğuyor içim. Ormanları tarıyorum tırnaklarımla, seyrelen saçlarımın arasından. Yabanıl kuşlar konup göçüyor, kanatlarını yoluyorum duygularımın.

Hangi yüze baksam, kendi hüznümü görüyorum. Ansızın değişiyor gözlerime takılan bakışlar. Ve ben seni ne zaman aklımdan geçirmeyi becersem, saçların yırtıp kanatıyor atardamarlarımı.

Adımlarıma kan saçılıyorum. Kanlı ayak izlerim karışıyor parmak izime. Düşüyorum yokuş yukarı bir geceyi.

Ve geceleri toprakla örtüyorum üzerimi. Toprak kokusu yayılıyor dilimden, toprak kokusu siniyor tenime.

Günyüzüne duran çiçeklerin dikenleri derimden içeri kök salıyor, başları solup düşüyor çiçeklerin, isyankâr bir sarmaşık boynunu büküyor göğsümün üzerinde.

Canlı bir cenaze, durmaksızın kendi tabutunu çiviliyor.

Ben seni ölüyorum nicedir.

Sen beni yaşıyor musun? Yoksa gerçeğimde öldüğüm düş müsün şimdi?

Reklamlar