Yazı: Cansu Fırıncı

Değerli tiyatro severler,

Bizler, biraz sonra izleyeceğiniz SAKINCALI PİYADE oyununun kadrosundaki tüm arkadaşlarımız Ocak ayı boyunca oynayacağımız tüm oyunlarımızı, Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına katkı sunmak için oynuyoruz.

Şimdi izninizle, katledilişinin 16. kara yılında sevgili Uğur Mumcu’yu selamlayarak tiyatromuz adına sizlerle düşüncelerimizi paylaşmak istiyorum.

12 Mart 1971 yılında “Anarşistlerin başına balyoz gibi inmek” bahanesiyle faşist karakterli bir askeri darbe gerçekleştirildi.

Darbeden kısa bir süre sonra, 1971’in Mayıs’ında İlerici Gençlik Hareketi’nin liderlerinden Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan Nurhak Dağları’nda katledildi.

Bu katliamdan tam 1 yıl sonra, 1972 yılında, yine İlerici Gençlik Hareketi’nin önderlerinden Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Cihan Alptekin, Hüseyin Cevahir katledildiler. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan idam edildiler.

1973 yılında Gençlik Hareketi’nin önderlerinden İbrahim Kaypakkaya gördüğü ağır işkence sonucu hayatını yitirdi.

Bu süre zarfı içerisinde binlerce devrimci, ilerici insanımız işkenceye ya da faili meçhul cinayetlere kurban verildi.

1978 yılında faşist cuntacıların hedefi Gençlik Hareketi’yle birlikte ilerici aydınlara ve sanat adamlarına kaydı. İlerici Bilim ve Sanat Adamlarımız Bedri Karafakioğlu, Necdet Bulut, Bedrettin Cömert, İlerici Savcı Doğan Öz bombalama ya da kurşunlama eylemleri ile faili meçhul cinayetlere kurban verildi.

Beyazıd Kampüsü’ndeki faili meçhul bombalama eylemi sonucu 7 ilerici öğrenci yaşamını yitirdi ve onlarcası da ağır şekilde yaralandı.

Ankara’da 7 T.İ.P’li öğrenci, bugün bir kısmı hala elini kolunu sallayarak gezen ve hepimizin yakından tanıdığı faşist “meçhul failler”ce katledildi.

Yine 1978 yılında, “Egemen Güçler”in eliyle düzenlendiği gün gibi açığa çıkmış olan Kahramanmaraş Katliamı’nda 105 ilerici yurttaşımızı yitirdik.

1979 yılında ilerici, demokrat, namusluğu gazeteciliğin örneklerinden Abdi İpekçi, ilerici-aydınlanmacı kültür adamlarımızdan Cavit Orhan Tütengil kurşunlanarak, hepimizin yakından tanığı “meçhul failler”ce katledildi.

1980 yılında “Egemen Güçler”ce düzenlendiği artık gün gibi açığa çıkmış olan Çorum Katliamı’nda onlarca alevi-sol görüşlü yurttaşımızı yitirdik. Bu toplu kıyım adeta gelen yeni bir faşist darbenin, 12 Eylül karanlığının habercisi oldu.

Bu darbenin hemen akabinde, 17 yaşında ilerici bir lise talebesi olan Erdal Eren’in asılabilmesi için yaşı büyütüldü ve idamı gerçekleştirildi. İlerici Sendikacı, Disk’in kurucusu Kemal Türkler, devrimci yazar İlhan Erdost katledildi.

80 Darbesi’nden 90’a kadar binlerce ilerici-devrimci insan, işkencede ya da faili meçhul cinayetlerde katledildi.

1990 Yılında ilerici siyaset ve düşünce İnsanlarımız, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç “Egemen Güçler”ce yaptırıldığı bugün gün gibi ortada olan faili meçhul cinayetlere kurban gittiler.

1993 yılında dünyaca ünlü yazarımız Aziz Nesin’in kıl payı kurtulduğu Sivas Katliamı’nda Behçet Aysan, Metin Altıok, Asım Bezirci, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asaf Koçak gibi ilerici sanatçılarımız başta olmak üzere onlarca insanımız, bugün hala pek çoğu ellerini kollarını sallayarak gezen yobazların elinde can verdi.

1993 yılında tüm bu faili meçhul cinayetlerle sermaye sınıfının bağlarını kuran, bu cinayetlerin arka planını, gerçek “Ergenekon”un ne olduğunu deşifre eden, tavrını emekten yana koyan devrimci-ilerici gazeteci ve mücadele adamı Uğur Mumcu, arabasına bomba konmak suretiyle, bugün hepimizin yakından bildiği sözüm ona “Meçhul” faillerce katledildi.

Uğur Mumcu öldürülmeden önce “..gün gelecek bu ülkede bir dinci Başbakan, bir başka dinci ise Cumhurbaşkanı olacak…” demişti o müthiş öngörüsüyle.

12 Mart Faşist Darbesiyle başlayan ve Uğur Mumcu ile doruk noktasına ulaşan tüm bu katliamların böylesine işbirlikçi, dinci bir iktidar için hazırlandığı bugün gün gibi ortadadır.

Reklamlar