Ölümden önceki sayıklamalar, berdevam… Bloğa özellerden.

(bir kez daha) Sayıklayan: Cansu Fırıncı

zamanla incinir saat. ve yirmi iki kere yanlış yapar büyümeyi hiç bilmeyen sa(n)atçı. gong vurur, şimdi düşünme vakti der, yuvasından fırlayan şiir, bir kuşun dilinden… guguk… guguk… kuşu mudur benim durmadan eylediğim?

tik tak tik tak uyu uyan uyu uyan gözleri aç gözler kapanır gözleri aç gözler kapanır.

niye çalar durmadan, kalbimi bir kuran mı var usanmadan?

üşüyorum, ellerim sıcacık.

hadi gitmelisin, sen de geç kalmadan gitmelisin, hiç bir istasyon beklemez, trenler durur, istasyonlardır değişen, tabelalar sökülmeden, inmelisin.

şehirler değişmez, insan kalabalıklarıdır, kalabalıklaşmış insanlardır, insanlar mıdır, insan mıdırlar yoksa her kadın bir insan mıdır böyle sokaklar gibi yüreğimden geçip giden.

pazar yerlerinde yürü, çürümüş meyvelerin üzerinden atla, ırmak boylarında ağaçları buda, ruhumu buda, yaşadıklarımın tortusu kaldı buda yaşadıklarımın tortusunu, tırnaklarını derine kaçırmaktan korkma, unutma her zaman bir fazlalık vardır.

zaman geçer acısı kalır. acısı kalır zamanın üstünden. saatler bozulur. günde yirmi iki kere acıyı tamir eder sa(n)atçı.

saatçılar da alır başını gider. seyyahtır zamanla her usta, elinde valizi ölümü yürür, istasyonlar değişir, trenler yerinde bekler. hadi gitmelisin sen de geç kalmadan, hadi gitmelisin sen de, yalnızca iki saatin var. her tren ömründe bir kez bir gara girer ve çıkar gider gar trenin penceresinden pencereye başını yaslamayı unutma. kalbimi kefenleyip yaslamayı unutma ama yas tutma, unut ve git, iki saatin kaldı unutma.

tik tak tik tak

tik tak tik tak

tak!

horoz ne gezer bir namlunun başında. horozun başı düşer er ya da geç, saat kaç, erken mi var mı daha sabaha?

zamanla incinir saat. ve yirmi iki kere yanlış yapar büyümeyi hiç bilmeyen sa(n)atçı. gong vurur, şimdi düşünme vakti der, yuvasından fırlayan şiir, bir kuşun dilinden… guguk… guguk… kuşu mudur benim durmadan eylediğim?

Reklamlar