Bu röportaj Sanat Cephesi dergisinde yayınlandı.

Röportaj: Cansu Fırıncı

Haldun Açıksözlü (Laz Marks), Fotoğraf: Cansu Fırıncı
Haldun Açıksözlü (Laz Marks), Fotoğraf: Cansu Fırıncı

Laz Marks oyununun Rize’deki gösteriminde anlattığınız bir fıkradan ötürü polis tutanak tuttu ve Başbakan’la davalık oldunuz. Bize konunun ayrıntılarını anlatır mısın?

Polisler oyun sırasında kayıt yapmışlar. Bu kayıtlara dayanarak açıldı hakkımdaki dava. Biliyorsunuz yasalarda yapılan son düzenlemelerle birlikte sesli ya da görüntülü kayıtlar ancak savcılık izniyle alındığı takdirde delil değeri kazanıyor. Bizim ilk itirazımız da savcılık izni, hâkim kararı olmadan kayıt alınmasına oldu. Bu izin alınmadan oyun sırasında kamera kaydı alınmış ve anlattığımız fıkradan dolayı da hakkımızda dava açılmış. Başbakana hakaret ettiğimiz öne sürülüyor. Bizim anlattığımız bir fıkradır buradan da söylüyorum bir kez daha. Fıkradaki Tayyip diyoruz zaten, o Tayyip’in hikâyesini anlatıyoruz. Bu dava tabii kaşımak istemekle ilgili, eğer kaşırsanız kaşının altında gözün var deyip yine de sinirlenebiliyor insanlar. Böyle bir toplum haline geldik, demokrasi anlayışımız buna dönüştü. İşine geldiği yere kadar demokrasi, işine gelmezse “demokrasi buraya kadar!”. İşine geldiği zaman, demokrasi, insan hakları, adalet, gelmeyince bir de bakıyorsun ki dava.

Aslında ben hiciv ve yergiden yararlanarak politik stand-up yapıyorum. Kimseye övgü düzmüyorum, kimseye övgü düzmek zorunda da değilim. Kimseden kahvaltı beklemiyorum. Eleştiriyorum çünkü bu sistemden, bu yönetimden, bu ülkedeki gelir dağılımında adaletsizlikten, yoksulluktan, işsizlikten rahatsızım. Bu rahatsızlığımı da Laz Mark oyunu ile yansıtıyorum, hicvediyorum, yergi ile yapıyorum bunu, gülerek, sorgulatarak.

Anlattığın fıkrada polisin başbakan adına alınmasını gerektirecek şey neydi peki?

Valla herhalde fıkrayı Rize’de anlatmamızdan rahatsız oldular. Fıkra şudur, Kasımpaşa’da yetişmiş olan Rizeli Tayyip’in annesi Kasımpaşa’da alışveriş etmek için bakkala gidiyor, hatta biliyorsundur geçenlerde ödül aldı bu Kasımpaşalı bakkal,

Bakkal fıkradaki Tayyip’in annesine dert yanıyor, “böyle ülke mi olur, böyle ekonomi mi olur, enflasyon, işsizlik pahalılık, nasıl bir evlat yetiştirdin ülkeyi ne hale getirdi” diye, diyor ki annesi “dur bakalım, hatırlar mısın ben elli yol önce bakkalına gelmiştim, senden borç para istemiştim, sen de vermemiştin. Sor bakalım o parayı niçin istemiştim.” Bakkal soruyor, annesi diyor ki “kürtajın parasıydı!”

Bu bir fıkra, bunun versiyonları da var. Orijinali de Hitler’i anlatırmış… Daha öncesinde Napolyon’u anlatırmış… İnternette de dolanıyor. Biz de inanmadığımız bir yönetim için anlattık bu fıkrayı ve güldük geçtik. Gülüp geçilecek bir şey aslında. Bu sahnede yapılan bir şey. Sahnede yapılan şeyleri, söylenen sözleri bu kadar yaşam ölüm çizgisine yerleştirirseniz, saçmalarsınız. Yok bana hakaret ettin, yok onurumu kırdın denmemeli sahneden yapılan işler için. Bu memlekette kimse eleştirilemeyecek mi? Demokrasi o zaman nedir? Hiç kimsenin konuşmadığı, eleştiride bulunmadığı bir sistem midir?

Yüz otuz altı oyun, otuz beş bin seyirci oldu… Yüz otuz yerde oynadık da bir Rize’dekiler mi akıllı, bir onlar mı görmüş yani! Hani bu kadar işgüzarlık da komik oluyor artık! Rizeli bir yazarın yazdığı, Rizeli bir oyuncunun oynadığı, Rizeli başbakana Rize’de hakaret edildi! Tekerlemesi bile zor. Bu kadar komik olamaz yani. Bizim derdimiz hakaret etmek değildi ama eleştirmekten de hiçbir zaman geri durmayacağız. Her zaman doğru bildiğimizi anlatmaya devam edeceğiz…

Karadeniz insanlarının mizah duygusu gelişkin olur normalde. Başbakan da Karadenizli ama mizahtan pek hoşlanmıyor. Bu gidişle sanatçılara en çok dava açan siyasetçi rekoru kıracak. Karadenizli olmama ihtimali nedir sence?

Karadeniz insanı ortaoyunumuzda, fıkralarımızda bile sevimlidir, konuşmasından, saflığına kadar her şeyiyle dalga geçilir. Temel fıkraları ha keza. Karadenizli hep komik, eğlenceli tiptir. Bence Başbakan artık Rizeli değil Kasımpaşalıdır. Kasımpaşalı tarafıdır tepki gösteren. Eline tutuşturulan yazılı metinleri okurken yumuşacık ama bir de sinirlenip metinden koptu mu Ermenileri sınır dışı ediyor, Kürtlere esip gürlüyor filan.

Buna bir kanıt da şudur eğer Rizeli olsaydı Rize’den milletvekili olurdu, Rize’den milletvekili olmadığına göre bir kez daha düşünmek lazım Karadenizliliğini!

Reklamlar