Yazı: Cansu Fırıncı

Ölüm var mı? Var! Yok mu? Yok! Hem var hem yok. Bir varmış bir yokmuş…

Bir olmak, birlik olmak, birlikte olmak. Yaşa başa bakmadan, aksayan ayağına baston olarak, çantasını taşıyıp, bineceği taksinin kapsını açarak, kapayarak. Muziplikler yapıp, saatler boyu sıkılmadan anlattıklarını dinleyerek. Haddini aşmadan kendi düşüncelerini söyleyerek, tartışarak…

Ustanın yanında çırak olduğun gerçeğini hiç ama hiç unutmayarak. Okuttuğun bir şiirinle ilgili bir cümlecik methiye duymak için gözlerinin içine bakarak. Yapılan her ikazı, eleştiriyi can kulağıyla dinleyerek, kırılmadan, ciddiye alarak.

Hiç unutmadan, hep ama hep anımsayarak:

Sarıyer’de Mehmet Akif Ersoy parkında. Yüzlerce gencin katıldığı bir kampta. Kemal Özer, tahta bir sıranın üstünde. Önünde masayı kaplayan kitaplar. Yanında şarjlı bir megafon. Şiirlerini okuyor. Arada şiirlerinin hikâyesini anlatıyor. Cam gözlü şairin tanıklığı, olmayan çana şiir…

Derken, megafonun şarjı bitiyor. Ama Kemal Özer’in okumak istediği bir şiir daha var. Açık alanda, megafonsuz, sesi yeter mi diye düşünüyor Cansu. Yetmez!

-Ağabey, megafonun şarjı bitti.

-Ama benim okumak istediğim bir şiir daha var. Ne yapacağız.

– Ben okuyayım şiirini.

– Olmaz ben okumak istiyorum

(İç ses: İnatçı ihtiyar)

Çare yok. Dağınık düzen oturan 150 gence seslenilecek!

-Arkadaşlar. Kemal Ağabey size bir şiirini daha okumak istiyor. Şimdi hepimiz onun etrafına dar bir çember yapıp oturalım. Şiirini sağlıklı bir biçimde duyalım.

150 genç yerlerinden kalkıyor. Kemal Özer’i çembere alıyor. Pür dikkat kesiliyor. Kemal Özer Temmuz İçin Yaralı Semah’tan son bir şiir okuyor… Hemen yarın devrim olacakmış gibi inançlı gözleriyle, titreten sesiyle Sıvas’ın…

Cansu’nun gözleri doluyor. Elleri titriyor, yazamıyor daha. Gençlerin çepeçevre sardığı, şiir okuyan Kemal Özer, bendeki son görüntüsü olarak kalıyor onca yaşanmışlığın içinde.

30 Haziran oluyor.2009. Kemal Özer’in öpülesi kalbi duruyor.

2 Temmuz oluyor. 2009. Kemal Özer’in öpülesi bedeni ak kefen içinde, Sivas’ın yanıkları yüzünde, toprağa veriliyor.

2010 oluyor. 30 Haziran. Kemal Özer yaşıyor.

Ölüm var mı? Var! Yok mu? Yok! Hem var hem yok. Bir varmış bir yokmuş…

Şimdi 1 yaşında Kemal Ağabey. Bizimle birlikte yeniden yaşıyor her gün. Bugün kalbi durmasa, 2 Temmuz’da gömmesek gene.

Özledim seni ihtiyar. 1 sene değil, 1000 sene geçmiş kadar.

Kardeşin, Cansu.

Reklamlar