Bu yazı soL dergisinde ve tiyatrom.com sitesinde yayımlandı.

Yazı: Cansu Fırıncı

1980 sonrasının karanlık ortamında politik tiyatro yaparak varlık gösterebilen ve belli bir toplumsallık yakalayan az sayıda tiyatrolardan birisidir SES Tiyatrosu-Ortaoyuncular.

Gene daha az vurgu yapılması kaydıyla aynı kategoride değerlendirilebilecek ve en önemli iki isminin siyaseten ve tiyatro yaşamlarında farklı yerlere savruldukları Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun dağılmasından sonra, Türk tiyatrosunun ustalarından ve Kabare’nin kurucularından Haldun Taner’in TEF Kabare’sinde karşımıza çıkar mesela Şensoy.

Devekuşu Kabare’nin önemli iki adamından birisi olan Metin Akpınar açılım kahvaltılarına sessiz sedasız katılırken, Şensoy tiyatro seyircisinin giderek azaldığı günümüzde her türlü zorluğa karşın ayakta tuttuğu tiyatrosuyla Almanya’da Hitler’in parlamenter yollarla iktidara geldiğini vurgulayarak, “kan bağı” taşıdığı Alman Tiyatro sanatçısı Karl Valentin’in Nazi İktidarı döneminde ve savaş sonrasındaki yaşamını anlattığı Ruhundan Tramvay Geçen Adam oyunuyla çıkar seyircinin karşısına.

Yıllar önce, Nazi iktidarının arefesinde İçinden Tramvay Geçen Şarkı ile gene faşizm tehlikesine dikkat çekmiştir tıpkı ‘80’den sonra Şahları da Vururlar oyunuyla gericilik gündemine dikkatleri çektiği gibi. “Elektrik iyi kontaklanırsa sağlama yangın çıkar” diye dalgasını geçmeyi de unutmaz, düpedüz yakılan tiyatroya “kontak” raporu tutanlarla… Tiyatro yakılmıştır çünkü Muzır Müzikal oyunu “gericilerin” tepkisini çekmiştir fena halde. Şan tiyatrosunun yakılması yetmezmiş gibi “zeytin yağdanlıktan akar” gibi mahkemeye vermişler ve 21 gün hapis de yatırmışlardır Ferhan Şensoy’u.

Hem oynayan hem yazan, sözcüklerle oynayan bir yazardır aynı zamanda. Deve Kuşu Kabare’ye skeçler yazar. Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosunda kendi yazdığı oyunda rol alır. Gerekirse ki “gerekir” Kazancı Yokuşu kitabını bile yazar o dönemde. Kitap’ta Münir Özkul bir karakter olarak bile karşımıza çıkabilir.

Ustalara saygı, usta çıkarak ilişkisi bir “adet yerini bulsun” değil kuraldır O’nun için. Bakarsınız Mücap Ofluoğlu’na yönettirdiği oyunda dekorları da yapıp en iyi erkek oyuncu ödülünü alabilir ’81 yılında.

Kendi değişiyle “tesadüfün iğne deliği” girmiştir konservatuvara. Galatasaray Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında açılan kompozisyon sınavında herkesin “ah ortak Pazar, canım ortak Pazar” güzellemelerine o “neyimiz ortak ki pazarımız ortak olsun ulan” babında cevap vermiş, Fransızlar’ın “ulan kim bu adam” demesi üzerine kompozisyon yarışmasında 1. seçilmiş ve öyle gitmiştir Fransa’ya. Gene “tesadüfün iğne deliği” Fransa’daki konservatuvarın önünden geçmiş ve ailenin ilk “serserisi” olmayı göze alarak denemiştir şansını ve kazanmıştır da. Sınavda istenen bir klasik yazar bir modern yazardan metin şartındaki modern yazar kendisidir çünkü. Galatasaray Lisesi’ne Dö Gol’ün yaptığı ziyaretten baş gösteren ve tabiri caizse gösterisini izleyen tüm arkadaşlarını “altına ettiren” anlatısını sergilemiştir kallavi Fransız tiyatro adamlarının karşısında. Lise’de başka sınıflara “turne” yapmasını sağlayan taklidi Şensoy’un Fransa’da konservatuvara kabul edilmesini sağlamış, dünyanın dört bir tarafından gelen tiyatroların dekorlarını yaparak harçlığını çıkarmış ve bu sayede pek çok tiyatro akımını pratik olarak tanıma imkânını sağlamıştır O’na.

Okul yıllarında karşılılaştığı Magic Circus’a katıldıktan ve sirkle birlikte dünyayı dolaştıktan sonra da tiyatro görüşü köklü biçimde değişmiş ve bugünkü tiyatrosunun temelleri atılmıştır Ferhan Şensoy’un.

Dekor tasarlayan, yapan, oyun, deneme, Ferhanca kitaplar yazan, yöneten ve oynayan bir tiyatro adamı olarak, Kabare başta olmak üzere deneyimlediği ve izlediği bütün batı tiyatrosu biçimleriyle ortaoyunu, meddah gibi Türk tiyatrosu biçimlerini başarılı bir biçimde sentezleyerek kendine has bir ekol kurmuştur.

Her sanatçı kadar hayalci olmuş ancak kafasında kurduklarını hayata geçirmenin de her zaman bir yolunu bulmuştur. Yüzen tiyatro hayal etmiştir mesela. O limandan bu limana uğrayan, uğradığı her limanda o ülkenin tiyatrocularını da ekibe katarak oyunlar oynayan sonra başka limana yol alan bir gemi tiyatrosu. Bu fikir Amerikalıların çok ilgisini çekmiştir Kırk Ambar Gece Tiyatrosu’nda anlattıklarını şahit gösterecek olursak. Ancak tahmin edileceği üzere bu ilgide bir “Amerikalılık” olduğu kısa sürede ortaya çıkmış, projenin Amerika’nın çıkarlarına hizmet eder noktaya çekilmeye çalışılması üzerine Şensoy Amerikalılara “Hasgittir”i çekmiştir. Sonuç olarak birazcık kazıklanarak da olsa aldığı hurda bir gemiyi restore ederek “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” demiştir perde denmesine bir gün kala geminin camına konan martı kardeşle konuşarak…

Amerika’ya bunu diyen Ferhan Şensoy piyasa işi senaryo yazması için baskı yapan yapımcılara dersini vermeden nasıl dursun peki? Yazıyor Afitap’ın Kocası İstanbul’u, veriyor senaryo yok mu diyen kalantorların eline teklifler “şak” diye kesiliyor. Köşe Dönücü’yü çekmeyi ihmal etmiyor gene de kendi olanaklarını zorlayarak…

Şensoy’un en önemli özelliklerinden birisi de güncellikle sanatsal yaratı arasındaki ilişkiyi “rüzgârı yakalamak” bayağılığına düşmeden, “şimdi ne yaparsam tutar” sorusuna yaslanmadan kuruyor olmasıdır. Marketleşme kavramının ülke gündemine girdiği dönemlerde Kahraman Bakkal Süper Markete Karşı’yı oynuyor örneğin. Kendine has dili, ince mizah anlayışı, ekol sayılabilecek estetik kurgusu içerisinde memleketin sokulduğu yolu, marketleşmenin kapitalizm, sermaye ve emekçiler açısından ne anlama geldiğini ustalıkla anlatıyor örneğin. Kuş kafese nasıl sokuluyor (müşteri markete), bakkallar neden yok ediliyor, ucuz gibi görünen uzun vadede nasıl pahalıya patlıyor ve allah baba neden Samsun 216 içiyor, Tekel ve Gümrük melekleri nasıl kıyak geçiyor hepsini bir kahkaha tufanı içinde izliyor ve sonra da marketler ve bakkallar üzerinden kapitalizme yan gözle bakmaya başlıyorsunuz.

Yahut Parasız Yaşamak Pahalı oyunuyla parasız yaşamak neden pahalı, aklınıza kazınan şarkı sözleriyle kavrıyor ve altında imzası olmasa da, adı sanı hiç geçmese de Ferhan Şensoy’un yazdığına yemin edebileceğiniz bir oyun izliyorsunuz.

Kimi sanatçılar vardır. Mesela Gogol Siyasette devrimci değildir, monarşi yanlısıdır, Çarcıdır düpedüz ama sanatta devrimcidir. Romanları devrimcilerin elinde bir silah olarak kullanılmıştır. Pek çok sanatçı vardır siyasette devrimcidir ama sanatta devrimci değildir. Kendisinden önce sanatta gelinen noktayı alt üst edecek hiçbir şey yapmamıştır eserlerinde. Vasattır düpedüz. Ferhan Şensoy hem siyasette hem de sanatta devrimci olan ender sanatçılardan tiyatro adamlarından birisidir. Kurduğu tiyatro ve ortaya koyduğu oyunlar Türkiye’de daha önce yapılmamış pek çok şeyi yapmış, günceli sanata yansıtırken sanatın dışına düşmemiştir. Siyasette her zaman emekten, eşitlikten yana saf tutmuş, son dönemde AKP’den demokrat üretmeye kalkmayan, kararlı bir karşı duruş sergileyen, Ergenekon zokasını yutmayan az sayıda aydının arasında adını korumayı başarmıştır.

Tiyatrosunun 30. yılında 2019 oyunuyla dinci iktidarı gülünçleştirerek, cemaatlerin yarattığı tehlikeye gene tiyatronun dışına düşmeden dikkat çekmiş, hemen peşinden Ruhundan Tramvay Geçen Adam oyunuyla Karl Valentin’in yaşamı üzerinden faşizmin parlamenter yolla da iktidara geldiğini göstermiş ve bunun hangi toplumsal koşullarda geçekleştiğinin ülkemiz koşullarının koşutluğuyla kör göze parmak yapmadan altını çizmiştir.

Şimdi de 12 Temmuz’da Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin bahçesinde yeni oyunu İşsizler Cennete Gider’in Dünya ve Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek. Memleketin en büyük sorunlarından biri olan işsizliği kendi tiyatro üslubu içerisinde, ince mizah anlayışıyla ilk kez burada sergilemiş olacak.

Memleketin aydınlık insanlarına, solcularına, sanatseverlerine orada olmak, ülkenin en önemli tiyatro adamlarından birisinin heyecanını paylaşmak yakışmaz mı peki?

Çünkü Ferhan Şensoy’un söylediği gibi “İşsizler Cennete Gider”… İşçiler Cenneti Kurar çünkü iktidarı aldıklarında…

Reklamlar