Bu yazı tiyatrohaber.net sitesinde yayımlandı.

Yazı: Cansu Fırıncı

Zafer Gecegörür, sanırım Kuvay-ı Milliye Destanı'ndan...
Zafer Gecegörür, sanırım Kuvay-ı Milliye Destanı'ndan...

“Tiyatro’da faşizm vardır” derdi espriyle karışık. Provaya bir dakika geç kaldığımızda “23 saat 59 dakika erken geldin” derdi, şaşkın şaşkın sorardık “neye?” cevap hazır “yarınki provaya! Defol, alırım dalağını!”

Tiyatro disiplinini iliklerimize kadar işledi, kocaman güzel gözleri, üzerine kahve fincanı konabilen şirin göbeğiyle.

Anadolu’nun küçücük bir ilinde tarihin motorunu ileriye doğru ittiren kalbi güzel bir adam yaşıyor. Tiyatroya âşık. 30 Ağustos’ta yalnızca zaferi kazanmadık, bir de Zafer Gecegörür’ü kazandık bu memlekete, böyle yazıla, böyle biline.

Solcu olun, sosyalist olun, komünist olun… demedi bir kere bile. Yalnızca hayatı sorgulamayı, soru sormayı öğretti. Eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe, paylaşmaya, dayanışmaya dayalı bir yaşam kurdu öğrencilerine. Biz onun mutfağında tiyatroyu öğrenmeye başladığımız günden sonra asla bencillik edemedik, paylaşmadan duramadık, sömürüye, zulme kayıtsız kalamadık.

Yaşıtlarımız gazete bile okumazken bizim elimize Tiyatro İçin Küçük Organon’u tutuşturmuştu çünkü. Aristo sofra arkadaşımızdı.

Hele ben Ülkü Ocakları’na gelip giden, mafya olmaya özenen bir tipken, onunla tanıştıktan sonra hızlı bir biçimde nasıl değiştiğime şimdi kendim de şaşıyorum.

Yalnızca teknik bir oyunculuk, tiyatro bilgisi değildi çünkü aktardığı, hayatı sorguluyor, sorgulatıyordu bizlere. Doğrusu budur demiyordu, bize kendi doğrularımızı bulmanın yolunu öğretiyordu. İşlemediği için paslanan aklımızı açıyor ama kalbimizi de her zaman hatırlatıyordu.

Benden önce de benden sonra da bu ülkenin aydınlık yüzlü insanlarının arasına çok fazla sayıda genci kattı zor bir yaşamın içinde kıvrana kıvrana.

Şimdi kalbi acımış, tiyatronun meşakkatli yollarımda didine didine, onca derdin, tasanın içinde ve bizim gibi zor, aksi, haşarı çocukların geleceğini kurtaracağım diye derdimizi dert eden kalbi acımış…

Pamuklara sarmalı, öpmeli kalbini.

Benim ilk ustam, hayat öğretmenim, Zafer Gecegörür, işte bu kısa yazı onun yaşamına methiye.

30 Ağustos doğum günüydü. Kutlu olsun. O kalp daha çok genci faşizmin, cemaatlerin, kapitalizmin batağından çıkaracak… İyi bakmalı!

Reklamlar