Bu yazı solkültür sitesinde yayımlandı.

Yazı: Cansu Fırıncı

Dizi, reklam, gişe filmleri… Piyasa oyuncuyu insanlığından da ediyor!

Artık ne yapsa tutuyor, komik olmayan komedi filmleri gişe rekorları kırıyor. Ama en komik olduğu an korsana karşı eski İstanbul Emniyet müdürü Cerrah’ın arkasında tek başına pişmiş kelle gibi sırıttığı o görüntü!

Şafak Sezer’in Kutsal Damacana Dracoola filminde neden oynamadığı düştü önce gündeme. Çeşitli spekülasyonlar üzerinde duruldu. Parada anlaşamadıkları sonucunda ortaklaşıldı.

Birkaç gün önce çıktığı bir programda sorunun para olmadığını açıklayıverdi Sezer. Artık devam filmlerinde ve küfürlü filmlerde oynamak istemiyordu. Çünkü kızları Sudem ve Irmak büyümüştü ve televizyonda küfürlü sahneler çıkınca rahatsız oluyorlardı…

Popüler kültür ikonu olmak zor iştir. Kimi oyuncular piyasada nispeten kişiliğini koruyarak var olabilirler. Ancak bu istisnadır. Piyasadaki konumunuzu korumak için onun kurallarına uymak zorunda kalırsınız.

Kimileri bu kurallara kamera önünde uyar ve kameralar kapandığında kendi kişiliğine geri döner, kimi ise piyasanın kurallarını kendi kişiliğinin bir parçası haline getirir.

Şafak Sezer bu açıklamasıyla çocuk sahibi her izleyiciyi aptal yerine koyuyor.

Gündemde kalabilmek için çocuklarını bile reklam malzemesi haline getiriyor. Ya da piyasanın kuralları reklam malzemesi yaratmakta kural tanımıyor.

Ankara Güven Park’ta sokak oyunları yapıp toplumsal sorunları anlattığı günlerden, başbakanın sofra soytaralığına…

Sözün özü, ruhunu piyasaya teslim edince ne sanat kalıyor ne duruş…

Reklamlar