Bu yazı tiyatrohaber.net sitesinde yayımlandı

Yazı: Cansu Fırıncı

Devrimi yapamadık filmini yapıyoruz demiyoruz, bugün filmini yapıyoruz yarın devrimi yapacağız diyoruz!

Bir film çekiyoruz, adı Devrimden Sonra. Fragmanı internette yayımlamamızın üstünden yalnızca birkaç gün geçmesine rağmen tıklama rekorları kırdı. Çünkü insanların insanca yaşama vuslatının sona erdiği günleri anlatıyor film.

Düşünün ne kadar bıkmışız kapitalizmden, insanlık dışı koşullarda çalışmaktan, sağlık güvencesiz, eğitim güvencesiz yaşamaktan, sömürülüp posamızın çıkartılmasından, tüm ömrümüzce emeğimizle geçindiğimiz halde yaşlılığımızda bize banka kuyruklarının reva görülmesinden, günde 12 saat çalıştırıldığımız halde 3 saatimizi trafikte geçirmeye mecbur bırakıldığımızdan, ülkemizin her türlü zenginliğinin emperyalist kuruluşlara göz göre göre peşkeş çekilmesinden, sırf birileri zenginliklerine zenginlik katabilsin diye kardeşlerimizin ve bizim kanımızın oluk gibi akmasından…

Filmin fragmanında gece yolda giden bir taksinin radyosundan bir bildiri okunuyor yalnızca. Ve bildiriyi okuyan ses, devrim hükümetinin karar namesini duyuruyor insanlara. Yıllarını tiyatroya vermiş bir arkadaşımızın pamuk gibi sesinden insanca yaşama olan hasretimizin bittiğini muştulayan maddeler bir bir süzülüyor kulaklarımızdan içeri. Ve şimdiden on binlerce insan bu sesle dolduruyor yüreğini, aklında bu maddeler yankılanıyor bir bir.

Aslında ne kadar çoğuz kardeşler! Her seferinde tüm medya olanaklarıyla bize ne kadar zayıf, güçsüz ve az olduğumuzu propaganda ediyorlar. Bittiğimizi, tükendiğimizi durmadan ama durmadan yineliyorlar. Peki, gerçekten böyleyse neden bunu durmadan dillendirme gereği duyuyorlar! Ve neden devrimden sonrasını, sosyalist bir devrimin hemen ilk günlerini anlatan bir filmin fragmanı bu kadar çok paylaşılıyor ve büyük medya dahi bu fragmanı konuşmak zorunda kalıyor!

Çünkü yepyeni, genç ve insanca yaşamaya özlem duyan bir nesil geliyor. Yaşam ona tad vermiyor, çalışma saatlerinin çok uzun olduğunun farkında, hastahane kapısından geri döndürüldüğü zaman öfkeyle dolu, harcını ödeyemezse kapı dışarı edileceğini biliyor. Yaşadığı düzenin insanca olmadığını her gün yeniden öğreniyor! Bilmediği tek şeyse tüm bunların ortadan kalkacağı toplumsal düzenin adı. İşte bunların ortadan kalkacağını bir bir sıralayan fragmandaki ses bu nedenle kulakları kendisine çeviriyor!

Kimi medya programlarında radyodan okunan ses 12 Eylül’de okunan darbe muhtırasıyla özdeşleştirilmeye çalışıyor. Kimi devrimi yapamadınız filmini mi yapıyorsunuz diyor…

Filmin çekimleri tüm hızıyla sürüyor. 12 hikâyeden oluşan uzun metrajlı bir film olacak tamamlandığında. Yönetmen koltuğunda Mustafa Kenan var. Ve 1 Mayıs’ta İşçi Bayramı ve mücadele gününe katılıp ilk gösterimi gerçekleştirileceğiz.

Bu filmi çekenler, fragmanını paylaşanlar, böyle bir filmin çekilmesinden heyecan duyanlar, yüreği radyodan okunan maddeleri duydukça mutlulukla çırpınanlar, devrimi yapamadık filmini yapıyoruz demiyorlar, bugün filmini yapıyoruz yarın devrimi yapacağız diyorlar!

Reklamlar