Bu röportaj sol kültür sitesinde yayımlandı.

Röportaj: Cansu Fırıncı

Mert Fırat Devrimden Sonra’nın Hamidabat köyünde çekimleri yapılan öyküsünde rol aldı. Hamidabat çekimlerinden keyif aldığını söyleyen Fırat, Devrimden Sonra çekimi sırasında ilk kez traktör kullandı. Sosyalizmin umudu canlı tutması gerektiğini vurgulayan Mert Fırat, filmin bu açıdan da önemine dikkat çekiyor.

Sevgili Mert Fırat, yapımı Nâzım Hikmet Kültür Merkezi tarafından üstlenilen, sosyalist bir hükümetin iktidara geldiği koşullarda, sosyalist Türkiye’den kesitlerin anlatıldığı Devrimden Sonra filminde rol aldınız. Bir oyuncu olarak bu filmde rol alma gerekçeniz nedir?
Sosyalist Türkiye’yi anlatan bir sinema filmi olması, gerekçesi buydu. Çünkü, sosyalizm, bir zamanlar gerçekleşmiş bir düzen, onun hayaliyle yola çıkılmış, hâlâ mücadelesi verilen, her zaman uzak gibi görülen ama küçük bir devrim kadar bize yakın olan bir durum… Böyle bir film ülkemizde daha önce yapılmadı.

Haksızlık etmeyelim gerçi, 70 kuşağı 80 kuşağı çok şey yaptı. Ama şimdi 2000’li yıllarda “modası geçmiş bir şey” ya sosyalizm birileri için. Sanki bir moda malzemesiymiş gibi! Denenmiş olmamış gibi! Yönetim biçimleri de artık böyle algılanır oldu. Halbuki sosyalizmin bir ihtiyaç olduğu gözden kaçırılıyor. Bu filmde ben bunu buldum, hazırlık aşamasında, filmi yapan ekipte. İnandım ve içinde oldum.

Devrimden Sonra filminin setinden söz eder misiniz biraz?
Set ortamı! Çok zor koşullarda çalıştık, açtık… Böyle girerler ya söze! (Karşılıklı gülüyoruz) Valla çok güzeldi, çok keyifliydi. Ekip çok içtendi. Herkes çok içtendi, film için oradaydı. Bu güzel bir şey, hiç kimsenin maddi bir beklentisi yok, tam işte sosyalist Türkiye’nin filmi çekilseydi nasıl olurdu; onun seti durumu vardı aslında.

İlginç bir biçimde -benim şansıma mı artık, diğer setlerde nasıldı bilemiyorum ama- Hamidabat halkı da çok güzel, keyifli, yardımsever bir halktı. Hatta onlar da sosyalistti anladığım kadarıyla! Çok destek oldular bize. Hiçbir noktada zorluk yaşamadık.

Evet zaman baskısı vardı, süre kısıtlıydı ama çok keyifli bir çekim süreci oldu. Traktör kullandım, hem simit yedim, hem güzel ev yemekleri vardı. Güzel bir çalışma oldu benim için.

Birileri çıkıp 2011 yılının Türkiye’sinde Sosyalist Türkiye’den söz ediyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Sosyalizm bir ihtiyaç, bir seçim değil, olması gereken bir şey. Böyle söyleyince dikte ediyormuşum gibi geliyor öyle değil, sosyalizm benim için gerçekten bir ihtiyaç, bir umut, bu sürecin devam ettirilmesi normal olan bir durum benim için.

Evet, bugünün Türkiyesi’ne bakınca her şey ortada. 2012’de kimin iktidara geleceği de belli ama yine de içimizde bir umut olmalı.

Sosyalistler her zaman yöneten olmak durumunda da değil. Bir biçimde iktidara karşı olup halkı bilinçlendirmesi de büyük bir hizmet.

Bizim hedefimiz, elbette bir gün hep beraber iktidara gelmek ve sosyalizmi Türkiye’ye anlatmak ve belki de yaşatmak. Belki de yaşamadığı için halk bunu anlayamıyor. Halk sosyalizmin inşasına şahit olamıyor bir türlü. Halbuki bir tadını alsalar sosyalizmin, eminim herkes çok daha mutlu olacak. Benim bu nedenle umudum var. Bu nedenle bu filmi biraz çılgınlık, sivrilik gibi görsem de bir yandan da ihtiyaç. Ve bizim böyle filmlere ihtiyacımız var.

Filmi izleyecek olanlara iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Film aslında kendi mesajını içinde barındırıyor: Devrimden Sonra. Yani biz devrim fikrini benimsemişiz ve bunun sonrasını çekiyoruz. Nelerin değişeceğini çektik devrimden sonra. Seyircinin bunu izlemesi bence asıl keyifli olacak olan.

1 Mayıs’ta galasının yapılacak olması da ayrıca anlamlı. Gelip izlemelerini çok isterim bu nedenle. Gerçekten büyük bir emek var, çok çok iyi bir kadrosu var.

Umutluyum, filmin çok iyi tepkiler alacağını düşünüyorum. Umarım Devrimden Sonra 2’yi de çekeriz!

Reklamlar