Bu yazı ilk kez bloğumda yayımlanıyor.

Yazı: Cansu Fırıncı

Düzyazı Şiir: Arthur Rimbaud

Şairi, bilici  ozan, kâhin olarak tanımlayan büyük Fransız şairi Rimbaud’un düzyazı şiirlerinden birisi var ki, bugüne cuk oturan bir demokrasi taşlaması içeriyor. 1854’te doğup 1891 yılında, 36 yaşında ölen şairin, esrik ve gelgitler içeren kısacık yaşantısında ortaya çıkardığı şiirler, şaşırtıcı ama şairin öngörüsüne uyumlu bir biçimde kehanete dönüşüyor!

Mantıklı başkaldırıların kılıçtan geçirildiği, biberli ve ıslak ülkelerde (o zamanlar biber gazı ve tazyikli su ile “kurutulmaya” çalışılmıyordu ayakların başkaldırısı, yalınkılıçtı bizimkilerin onlarla kavgası ama kâhinin “orantısız” kehaneti işte), sinai ya da askeri en canavarca sömürülerin hizmetinde olan demokrasi… Elveda buraya neresi olursa olsun! Canı cehenneme bu yıkılmaya mahkûm, gidici dünyanın! Diyor Rimbaud!

Bu “gidişin” rahatlık için deliren bizlerin eseri olacağını muştuluyor ve “uygarlığın, barbar kavimlerin üzerine bombayla demokrasi yağdırdığı” bu sahte demokrasinin defedilmesinin gerçek gelişme olacağını söylüyor… Ve diyor ki “Haydi ileri!”

Şimdi 120 yıl geçmişken Rimbaud’un ölümünün üzerinden, bu “biberli, tazyikli, İLERİ DEMOKRASİ” içimize siniyor mu? Yoksa 1 yıl sonrasını göremeyecek kadar kör mü olduk?

Söz şimdi, bilici ozanın, Rimbaud’un…

Demokrasi

“Bir berbat manzaraya gidiyor bayrak, ve bastırıyor şivemiz davulun sesini.

“Kentlerde besleyeceğiz en hayâsız fuhuşu. Kılıçtan geçireceğiz mantıklı başkaldırıları.

“Biberli ve ıslak ülkelerde!-sınai  ya da askeri  en canavarca sömürülerin hizmetinde.

“Elveda buraya, neresi olursa olsun. Biz iyi dileğin acemi erlerinin olacak acımasız felsefe; bilimden habersiz, rahatlık için deliren bizim; canı cehenneme, gidici dünyanın. Gerçek gelişmedir bu. Haydi, ileri!

(Bu düzyazı şiir Özdemir İnce çevirisinden aktarılmıştır.)

Reklamlar