Bu röportaj Birgün Gazatesi Pazar Eki’nde yayımlandı.

Devrimden Sonra filmi üzine Mustafa Kenan Aybastı ile birlikte verdiğimiz röportaj…

Türkiye’de bir sosyalist devrim gerçekleşirse sonrasında neler yaşanır? Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde (NHKM) çalışmalarını sürdüren sinemacıların yapımcılığını üstlendiği, “Hepimizin Katkılarıyla” sloganıyla çekilen ‘Devrimden Sonra’ filmi bu soruya yanıt veriyor. Sinema salonlarına taşınmadan çok tartışılmaya başlanan ve daha tartışılacak olan filmi Kadıköy NHKM’de yönetmeni Mustafa Kenan Aybastı ve oyuncu Cansu Fırıncı ile konuştuk. Yönetmen Aybastı ve tiyatro oyuncusu Fırıncı, devrimin büyüsünü paylaştı, asıl sürprizin 1 Mayıs’ta gösterimde olacak filmde yer aldığını söyledi.

SERBAY MANSUROĞLU
>>>Türkiye’de ilk defa devrim sonrasını anlatan bir film yapılıyor. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Cansu Fırıncı: Film projesi Mustafa Kenan Aybastı’nın önerisiyle ortaya çıktı. AKP kısa bir film yarışması düzenlemişti. Ortaya para ödülü koyarak, insanlara film yaptırıyorlardı ve yaptırılan filmlerin AKP’yi topluma tanıtma gibi bir teması vardı. Sinema ile parti propagandası yapılacaktı. Biz tabii AKP’nin düzenlediği yarışmaya katılmayacaktık. “Ne yapabiliriz” diye düşünürken sosyalist Türkiye’yi anlatma fikriyatımız oluştu. Film çekilmeden de fragmanları internete yüklendi ve yapmaya çalıştığımız film ilgi odağı oldu. Medyada kendine yer buldu, tartışıldı ve de en önemlisi beğenildi. Dolayısıyla bu bizim moralimizi yükseltti, böyle bir film konusuyla yola devam etmemiz için bizi teşvik etti.
>>>Bu yola bu düşünceyle çıkıp, böyle bir teşvikle mi devam ettiniz?
Mustafa Kenan Aybastı: “Sosyalist oldum” derseniz peşinden “Peki, bunun için ne yapmalıyım” sorusunu da sormanız gerekir. Bu soruya verdiğiniz cevaba göre hareket etmek zorundasınızdır. Kimileri gazete satar, kimileri gazete yapar, kimi para kaynağı yaratır, kimi eylem örgütler, pankart yapar. Ben de sinemacıyım. Düşündüğümde, “sosyalizmi nasıl filme dökerim” fikri aklıma geldi. Elim kamera tutuyor. Bugün film yaparım. Yarın belgesel çekerim, başka gün başka şey olur. Ben de sosyalizme katkımı buradan sunmuş olurum. Dolayısıyla bu filmin kendisi de katkısını sosyalizme sunmuş oluyor.
>>>’Devrimden Sonra’ filminde neyi anlatıyorsunuz?
M.K.A. Gece yastığa başımızı koyduğumuzda aklımıza ne geliyorsa, başımıza bir iş geldiğinde solcu olarak, “yahu devrim olmuş olsa bu olmazdı” diyebileceğimiz hadiseleri anlatmaya çalıştık. Devrim olursa nasıl bir Türkiye olacak hayalini filme taşıyoruz. Devrim sonrası fatura olmayacak, kira olmayacak. Aslında bu kadar basit şeyler anlatmaya çalıştık. Türkiye Komünist Partisi’nin 2002 seçimleri öncesi hazırlamış olduğu ‘Nasıl bir Türkiye İstiyoruz’ broşürü benim açımdan zihin açıcı olmuştur.
>>>Size göre bu filmi kimler ve neden izlesin?
C.F. Yaşadığı hayattan memnuniyetsiz olanlar, çocuğunu okula gönderemeyenler, maaşının yüzde 60-70’ini kiraya, vergilere vermek zorunda olanlar, insani bir yaşam isteyenler, “daha iyi bir Türkiye nasıl mümkün” sorusunu soranlar bu filmi izlemelidirler diye düşünüyorum.
M.K.A. Politik ya da apolitik bireyler olabiliriz, ama bizim de bu hayata dair her zaman kaygılarımız var. Çektiğimiz film en temel haklarımızın gasp edildiği, yoksullaştırıldığımız bir düzenden sonrasını anlatıyor. Haliyle insan gibi yaşama koşullarının sağlandığı, kaygılarımızın olmadığı bir zaman diliminde, kesitler halinde devrimden sonrasını anlatıyoruz. Bu filmde bu ülkenin gidişatından rahatsız olan herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğini düşünüyorum.
>>>Her zaman şöyle bir iddia olmuştur: Komünistler zenginlerin malını, mülkünü ve kaç tane apartmanı varsa hepsini elinden alacak. Dolayısıyla yoksullar dışında, orta sınıfları devrimden sonra nereye oturttunuz?
C.F. Orta sınıf ya da terminolojimizle burjuva dediğimiz insanların da evvela bir güvencesi yok. Onlar da sürekli yarış, sürekli rekabet halindeler. Başarılı olanlar başarısız olanları, büyük balık küçük balığı yutar misali birbirlerini yiyorlar, yemek zorunda da kalıyorlar. Para, mal, mülk sıkıntısı yaşamıyorlar. Ama var olma, hayatta kalma korkusunu sürekli yaşıyorlar.  Bu korku haliyle onları insanlık dışı bir yaşama sürüklüyor. Gelip bu filmi izlerlerse, sosyalistlere kulak kabartırlarsa, kimsenin kimseyle rekabet etmek zorunda kalmaktan dolayı yok olmayacağı bir Türkiye’nin mümkün olacağını göreceklerdir.
>>>Sinema açısından bakacaksak olursak, bu filmi nereye oturtacağız?
M.K.A. Bir kere öncelikle şunu söyleyeyim, uzun zamandır sosyalizmin arkasında duran bir film yapılmadı. Hatta Türkiye’de bu şekilde sosyalizmi açıktan anlatan film hiç olmadı.  Ancak bu film bir boşluğu tek başına doldurmaya aday değildir. Bunun nereye oturacağını sinema eleştirmenlerine bırakalım derim.
>>>Bu ülkede sosyalistlerin yaptığı film ne kadar başarılı olur? Ya da siz başarılı olacağınızı düşünüyor musunuz?
M.K.A. Film bence daha vizyona girmeden başarılı olmuştur. Magazinel tarafı ile değil, oyuncularının ne giydikleriyle değil, kolektif bir çalışmanın ürünü olmasıyla, başka bir Türkiye’yi tartıştırmasıyla film başarılı olmuştur. Mülkiyetin tartışılması bence harika. Filmin kurgudan ziyade söyleyecek çok şeyi vardı. Onları anlatıyor. Film bu açıdan da başarılı olmuş sayılmalıdır.
>>>Filmin maddi boyutunu nasıl hallettiniz?
C.F. Filmi olabildiğince düşük bütçede çekmek için mücadele ediyoruz. Oyuncular ücretsiz oynuyor, fikir ücretsiz, kameramız 5 bin liralık bir kamera. Biz dayanışma ve kolektif ile güzel şeylerin de ortaya çıkabileceğini göstermiş olacağız. Bunu gerçekleştirebilirsek bu da bu tarz filmler yapmak isteyecek olan arkadaşlarımıza cesaret verecektir. Nazım Hikmet Kültür Merkezi sponsor olmadan bu filmi çekmektedir. NHKM kendi öz varlığıyla oluşturduğu bütçeyi bu filme ayırdı. Kolektif üretim ile birlikte 100’lerce insan 10–20 TL dahi olsa bile cebinden çıkarıp gönderdi. Cebinde 10 TL olan öğrenci, arayıp “5 TL’sini size göndersem olur mu?” diye sorduğunda, biz bu insanlara ne kadar çok güvenmemiz gerektiğini anladık. Biz bu filmi yapımcı ile çekmeye kalkışsaydık muhtemelen yarı yolda kalırdık. Sponsora, piyasaya yaslanmak durumunda kalsaydık sosyalizmi anlatamazdık. Başka bir şey anlatmaya başlardık. Bu kolektif üretim kültürü olmasaydı Türkiye’nin en iyi oyuncularını bu sete o kadar kolay getiremezdik. Hiçbir yapımcı, oyuncusunun eline senaryoyu tutuşturarak 4 gün sonra sete gel diyemez. Hepsi sağ olsun, koşa koşa geldiler. Bunu görev bildiler, kolektif üretimde onların emeği yadsınamaz. Dayanışmada bulunmak isteyenleri hâlâ bekliyoruz. İnternet adresimizden ya da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nden bize ulaşılabilir.
>>>Bu filmde kimler oynadı?
M.K.A. Bir kere kimler oynayamadı onları sayıyım: Gerici, yobaz, piyasacı, faşist, liberal bu filmde oynayamaz dedik. Oyuncular ‘ben emekten yanayım, ben halktan yanayım, sosyalizmde gelecek görüyorum’ diyen insanlardan oluşuyor. Bu filmi ve senaryosunu götürdüğümüz hiçbir oyuncu ‘bana ne kadar para vereceksiniz’ diye sormadı. Bunu konuşmadık bile. Profesyonel oyuncular dışında ilk defa kamera karşısına çıkan genç amatör ama koca yürekli insanları da unutmamak lazım.
>>>Filmin devrime katkısı olur mu?
M.K.A. Devrim yapamadık diye filmini çekiyor değiliz. Fantezi peşinde hiç değiliz. Filmi yaptıysak devrimi de yapacağız demektir. Filmi yaptığımız anlayışla da devrimi yapacağız.
>>> Eleştiriler geliyor mu?
M.K.A. Çeşitli eleştiriler aldığımız doğrudur. Ama biz daha çok devrimin gündelik yaşama nasıl yansıyacağını anlatmaya çalışıyoruz. Sosyalist bir ülkede, insanların yaşamı nasıl olur? Devrim, oto tamircisi Ahmet’in yaşamına nasıl yansır, emekli Ayşe teyzenin hayatına nasıl yansır, askeriye ne olur? Biz filmde onlara bakmaya çalıştı

Reklamlar