Bu yazı solkültür’de yayımlandı.

Yazı: Cansu Fırıncı

Fotoğraf: Benan Bölek
Fotoğraf: Benan Bölek

Bizim bir düşümüz var Ömer: Anamızın karnından düştükten sonra dünyaya hiçbir derdimiz kalmasın yaşamaktan gayrı.

Yoksulluk bizim kaderimiz değil kederimizdir. Seni yoksulluk değil yoksulluğa mahkûm edenler öldürdü Ömer*

Baban inşaat işçisiydi, amcan inşaat işçisi… Kim bilir nice evler, nice okullar inşa ettiler. Oysa memleketinde sel basan evine girilemez durumdaydı, mağaradan bozma bir yere sığınmıştı sizinkiler.

Sen bir çift daha ayakkabın, bir takım daha elbisen olsun için çalışmaktaydın bir lisenin inşaatında.

En güzel pantolonları, en güzel ayakkabıları üretenlerin üstüne başına dikkat etmiş miydin hiç Ömer?

Sen düşmeden önce, bir düşün de vardı üstelik, sevdiğin bir kadın vardı, bildiğim. **

Sevmekten utanılır mı hiç Ömer? Sevmek senin hakkın! Ama sevmeyi de, aşkı da hor görürler yoksullara bakıp tiksinen bu densizler. Hem de sevmek sana ne yaraşır! Sevmek en çok yoksullara yaraşır! Sevdiğine bir çiçek alamayan, bir bardak çay ısmarlayamayan yoksullar, “hesapsız” sever çünkü Ömer.

Yoksulluk bizim kaderimiz değil kederimizdir. Emniyet kemeri takmadıkları için düşüyorsak inşaattan eğer ve dirimiz değil ölümüz sigorta ediliyor madem, aynı kederi taşıyıp, aynı yoksulluğu keder edinenlerin örgütlenmesinden geçmez mi emniyet kemerimiz?

Biz yoksular örgütlenip, silmeye karar verdiğimiz gün yüzümüzdeki, kalbimizdeki, cebimizdeki, elbiselerimizdeki ve sevdiğimize çektiğimiz mesajdaki kederi, hangi emniyet kemeri kurtarabilir seni kemersiz çalıştırıp, cesedini sigortalatan, ölüden bile kâr sağlayacak kadar gözü dönmüş olan bu kapitalistleri?

Bizim bir düşümüz var Ömer. Yokluk yoksulluk içinde yaşamak istemeyenleri bu sefaletten kurtaracak*** kadar büyük hem de.

Ve biz mutluluğun resmini dikebilene kadar bu ülkenin her bir okulunun duvarına, neşenin heykeli olana kadar anasından doğan her bebek, çocukların gülmekten başka derdi kalmayıncaya dek, sevdiğine bakarken yırtık ayakkabısından utanmayacağı gün geldiğinde her bir Ömer’in, işte o gün Meçhul Öğrenci Anıtı’nın da yüzü gülecek!

Ve yeni yurdumun yepyeni yüzlü insanları, gülen gözlerle gelip elini tutacaklar senin için dikilen Meçhul Öğrenci Anıtı’nın. Bugünlere varmak için, durmadan düşüp duran yoksulların elini, dünyanın başka yerlerinde de yırtık ayakkabısından utananlar kalmayana dek…

.* “Ömer’in tabutuna sarılan sarılarak ağlayan anne Herdem Çetin, “Oğlumu yoksulluk öldürdü” dedi.” Acılı anne doğru ama eksik söyledi…

** Televizyondan Ömer ile ilgili haberleri takip ederken arkadaşı Cesim Kutluay, “Kazandığı parayla elbise ayakkabı alacağını söylüyordu. Bana, ‘Arkadaşlarımın ikişer elbisesi var. Utanıyorum’ derdi. Aynı üniversitede kız arkadaşı olduğunu ve ona 3 gün önce mesaj atmıştı. ‘Muğla’ya dönünce yüzüne nasıl bakacağım’ demişti” diye konuştu.

*** Ömer’in 83 yaşındaki babaannesi Cevriye Çetin, “Okuyup hepimizi bu sefaletten kurtaracaktı.” dedi.

Reklamlar