Bu röportaj soL gazetesinde yayınlandı.

Röportaj: Cansu Fırıncı

Görsel

Genco Erkal 5 gün beş oyun oynuyor. Tek kişilik oyunları Kerem Gibi, İnsanlarım, Nereye Gidiyoruz, Marks’ın Dönüşü, Tülay Günal ile birlikte rol aldığı Ben Bertolt Brecht. İki yıl aradan sonra da katliamın 20. yılında ve zaman aşımına uğratılmışken yeniden Sivas’93. Üstelik Muammer Karaca kapatılmış ve Dostlar Tiyatrosu evsiz bırakılmışken. Türk Tiyatrosu’nun en önemli ustalarından biriyle Sivas’ı, yanmayı, ve ’93’ü konuştuk.

20. yılı Sivas’ın. 90.000 izleyiciye ulaşmış bir oyun Sivas ’93. Bir süredir ara vermiştiniz, şimdi yeniden oynamaya başlıyorsunuz. Sivas kıyımı da zaman aşımına uğratıldı bu arada. Keşke, bu katliamın hesabı sorulsaydı da biz de bu oyunu oynamasaydık dediğiniz oluyor mu?

Öyle bir şey olsaydı zaten bu oyunu oynamanın gerekçesi olmayacaktı. Bizim oyuna ara vermemizin nedeniyse beraber çalıştığımız ve çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın, Çağatay Mıdıkhan’ın, hayatını yitirmesi, aramızda ayrılması oldu. Çok genç yaşında aramzıdan ayrıldı, bu bizi çok sarstı ve çok uzun bir süre bir daha oyunu düşünmek bile istemedik. Ama aradan 2 yıl geçti işte aşağı yukarı, bu zaman aşımı kararı o kadar isyan ettirdi ki, o kadar düşünülemeyecek bir karar gibi geldi ki ne olursa olsun bu oyunu yeniden oynayalım, yeni bir kadroyla oynayalım, aramızdan ayrılan arkadaşımızın anısına da oynayalım istedik. Sağ olsaydı o da oynanmasını isterdi.

Kabul etmek kolay değil tabiî bu olayı. Sürekli unutturulmaya çalışılan bir katliam. Yakın dönem tarihimizin en sarsıcı olaylarından bir tanesi. Biz de bu oyunu zaten ta en başından unutturmamak için oynadık. Şimdi zaman aşımı kararıyla büsbütün eritip yok etmeye çalışıyorlar bu olayı. Oysa bunun sürekli hatırlatılması ve Madımak Oteli’nin de bir utanç müzesi haline getirilmesi gerekiyor. O yüzden de yeniden oynanmamız gerekiyordu.

Bir dönem kebap salonu yaptılar Madımak’ı. Ardından da çiçek satılacak orada gibi şeyler gevelediler. Hatta katledilen 33 katılımcı ve 2 masum otel çalışanının isimlerinin yanına otelin önünde hayatını kaybeden iki kişinin de isimlerini ekleyerek bir tabela koydular binanın girişine. Zeynep Altıok da tepki göstermişti bu duruma haklı olarak…

İki eylemci silahla vurulmuştu, kim tarafından vuruldukları belli değil. O insanların da sanki o olayda otelde katledilenlerle aynı koşullarda öldürülmüşler gibi isimlerini yan yana yazıyorlar ki yani olacak şey değil. Saldırganların içinde olan iki kişi bunlar.

Sanırım Madımak’ın müze yapılmasını dair bir adım atılmasını da beklemiyorsunuz!

Hayır hiç beklemiyorum. Özellikle unutturmak istiyorlar. Biz de diyoruz ki Auschwitz gibi II. Dünya savaşından sonra Nazi katliamını unutturulmamak için özellikle müze haline getirilmiş yerler gibi olmalıdır. Aynı şey Solingen’de de yani günümüz Almanya’dasında da neo-nazilerin katlettikleri Türk işçilerin evlerini örnek bir kararla müze haline getirerek gerçekleştirildi. Biz Madımak’ın da aynı şekilde değerlendirilmesini istiyoruz ama iktidarlar nedense hep bu olayı unutturmak istiyor. Bunu anlamak mümkün! Bu olaydaki katilleri savunan avukatlardan büyük çoğunluğu bugün AKP içinde ileri düzeylere gelmişler. Bir kısmı miletvekili konumundalar. Yani Buradan da görünüyor bugün iktidarda olan partiyle Sivas kıyımını gerçekleştirenlerin akrabalığı diyeceğiz! Başbakan’ın zaman aşımı kararı üzerine “olay milletimiz için hayırlı olsun” demesini de başka türlü açıklamaya imkan yok… Bu kadar haksız ve zalim bir kararın üzerine bunu bir bayram gibi hayırlı söylemeyi izah etmeye başka türlü bir imkan yok.

Oyun belgesel tiyatro üslubuyla sahneleniyor. Son sergilendiği zamandan bu güne de kimi değişiklikler yaşandı. Oyunda bu değişikliklere dair düzenlemeler yaptınız mı?

Evet, oyunun son sahnesini bütünüyle değiştirdik. Çünkü zamanaşımı kararı ile olay birden bire çok değişti. O arada kaçak durumunda olan, yurtiçinde yurtdışında kaçak konumunda olan, kırmızı bültenle aranan ama bir türlü yakalanamayan sanıkların durumlarıyla ilgili de yeni gelişmeler oldu. Oyunumuzun yeni gösteriminde güncellenmiş bilgileri kullandık.

Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın Sivas’ta öldüğü ve gömüldüğü ortaya çıktı…

Evet, hatta o mu değil mi diye DNA testi yapıldı. Ve o olduğu kesinlikle ortaya çıktı. Zaten ailesi de kabul etti bunu. Nasıl geldi? Gitmiş miydi? Yurtdışına çıktı mı? Çıktıysa nasıl geri geldi? Bunların hiçbirisi bilinmiyor ama şu anda Sivas mezarlığında gömülü olan şahsın Cafer Erçakmak olduğu, yılardır aranan ve yakalanamayan Cafer Erçakmak olduğu açığa çıktı! Yıllardır kırmızı bültenle aranan öbür sanıklardan, mesela Berlin’de yıllardır dönercilik yapan biri var. Herkes biliyor bu adamın Sivas kıyımının sanıklarından olduğunu, hatta gazeteler röportaj yapıp yayınladı ama iadesi sağlanamıyor. Bir süre Türkiye’de idam cezası var o yüzden gelemiyorlar dedindi, idam cezası da kalktı? Bu sefer işte mesela Macaristan sınırında bir şahıs var kırmızı bültenle arananlardan onun durumu ile ilgili Türkiye’den resmi belgeler isteniyor bu belgeler oraya zamanında ulaşamadığından Macar Hükümeti salıvermek zorunda kalıyor. Hiçbir sanık yakalanıp da Türkiye’ye getirilemiyor. Zamanaşımı kararıyla da zaten cezaları ortadan kaldırılmış oldu.

Çok acı bir olayı anlatan bir oyun. Zaten katliam görüntüleri de oyun süresinde perdeye yansıtılıyor. Yalnızca Türkiye’de değil pek çok başka ülkede de seyirciyle buluştunuz. İnsanlar oyundan sonra büyük bir umutsuzlukla mı yoksa bu olayın karartılmasına karşı büyük bir öfke ve mücadele duygusuyla mı çıkıyorlar salondan?

205 kez oynadık, yurtiçinde, yurtdışında. Festivallere de katıldık, üst yazıyla oynandı oyun İngilizce, Almanca, Fransızca olarak. Nereye gittiysek çok etkiledi izleyicileri. Ben bu etkilemenin temel nedenini oyunun bütünüyle belgesel olamasına bağlıyorum. Bu oyunu yazan bir kişi olarak bir tek sözcük bile uydurmadım. Hepsi belgelere dayanıyor. Kimi sanıkların anlatıları, mağdur olanların söyleşileri, yazdıkları kitaplar, otelden kurtulanların yazdıkları yazılar, tanıklıkları, mahkeme tutanakları, Sivas Dosyası kitabı, bu konuda yazılmış şiirler. Oyunun içinden hangi cümleyi sorarsanız ben nereden bulup oyuna koyduğumu söyleyebilirim. Bu yüzden hiçbir fiiktif, kurmaca tarafı yok. Hepsi gerçek belgelerin belli bir dramaturjik yapı içerisinde bir araya gelmesiyle oluşturuldu. Ve tabiî ki asıl sahicilik duygusunu veren bir yandan orada bulunan TGRT kameralarının, İhlas Haber’in çektiği görüntüler bir yandan da 5-6 polis kamerasının çektiği görüntüleri kullanmamız. Normal bir zaman olsa bu görüntülere ulaşamayabilirdik ama bu görüntüler Sivas davasında delil olarak kullanıldığı için adalete teslim edilmişti. Mahkemelerde seyredilmiş olduğu için kullanma şansımız oldu. Bu görüntüleri ve orada otelin içinde dışında çekilen fotoğrafları, bazıları hatta hayatını kaybetmiş olan mağdurların öldükten sonra çantalarının içinde çıkmış olan çok değerli fotoğrafları, belgeleri, hepsini oyunda kullandık. Ve bu tabiî ki sahnede gördüğümüz olaya müthiş bir gerçekçilik duygusu veriyor. Biz bu görüntülerin ve oyunun izleyici üzerinde müthiş bir yılgınlık uyandırmasından korkuyorduk açıkçası. Ama sonradan gördük ki bu hem bir öfke uyandırıyor hem de isyan duygusu uyandırıyor. Artık bu kadarı da olur mu, olabilir mi, duygusu uyandırıyor. Çok üzülseler de çok canları yansa da izleyicilerin, bu konulara karşı bir öfkeyle, bu gidişatı önlemek için biz ne yapabiliriz, duygusuyla çıkıyorlar oyundan, aralarında tartışıyorlar, gelip bizim boynumuza sarılıyorlar, iyi ki anlattınız bunları, biz biliyorduk ama bu kadarını bilmiyorduk, iyi oldu öğrendiğimiz, bize de bir şeyler yapmak için güç verdiniz diyanler oluyor. Bunun için mutluyuz tabiî.

Sivas’tan canlı kurtulanlardan, hayatta olan insanlardan gelip izleyenler ne gibi duygulara düşüncelere kapılıyorlar?

Çok ilginçti, orada çocuklarını kaybeden anne babalar geldi bizim prömiyer gecemize, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin ve Çankaya Belediyesi’nin katkılarıyla bir otobüs kalktı İstanbul’dan, aileler gelip izlediler ve aynı gece döndüler. Oyundan sonra hepsinin bize dediği, ilk defa olarak yalnız olmadığımızı duyumsadık. Bizim derdimizi dile getiren birilerinin olması bize büyük bir güç verdi. Olayda kardeşini kaybeden kendisi de öldü diye morga atılan Serdar Doğan, aynı zamanda oyun yazarı kendisi de Sivas üzerin, Maraş üzerine oyunlar yazmış bir arkadaşımız da çok etkilendiğini söyledi. Lütfiye Aydın, Hidayet Karakuş, Zerrin Taşpınar, Sivas Davası mağdurlarının baş savunmanı olan Şanal Sarıhan, hepsi bir kaç kez izlemek istediklerini söylediler. Ankara’ya gittikçe hakikaten de gelip izlediler oyunu bir kaç kez. Kıyımın 20. yılında da yeniden gelip izleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü onlar için bu bir tedavi. Zeynep Altıok için de öyle, bir çok defa izledi gene gelip izleyecek. Tedavi olarak görüyorlar bu oyunu kendileri için.

Muammer Karaca kapatıldı. Dostlar tiyatrosu evsiz bırakıldı. Sivas ’93’ü hangi şartlarda yeniden çıkartıyorsunuz, peki?

Çok zor… Bir apartman dairesinin stüdyosunda provarlarımızı yaptık… Orada sağlıklı bir prova yapmaya zaten olanak yok. 3 gündür Mimar Sinan Üniversitesi Bomonti yerleşkesinde Modern Dans bölümünde çalışıyoruz. Biraz daha uygar koşullar ama son güne, oynayacağımız güne kadar ışık provası yapamıyoruz örneğin. Bu koşullarda oyun çıkarmak çok zor ama olsun varsın… Yani yaptığımız işe inandığımız çin, eski oyuncular olsun, kadroya yeni katılan oyuncularımız olsun, teknik kadromuz olsun özveriyle oyunu hazırlamaya çalışıyoruz.

Oyunun Künyesi: Genco Erkal’ın yazıp yönettiği, müziğini Fazıl Say’ın bestelediği, giysi tasarımını Özlem Kaya’nın üstlendiği belgesel oyunda, Genco Erkal, Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Saliha Şirvan Akan, Cansu Fırıncı ve Cem Sürgit oynuyor.

 Şubat Ayı Programı:  

6 Şubat Çarşamba Ankara Devlet Tiyatrosu Şinasi Sahnesi SİVAS 93 20:30

7 Şubat Perşembe Ankara Devlet Tiyatrosu Şinasi Sahnesi SİVAS 93 20:30

12 Şubat Salı İzmir Sabancı Kültür Sarayı SİVAS 93 20:30

13 Şubat Çarşamba İzmir Sabancı Kültür Sarayı SİVAS 93 20:30

17 Şubat Pazar Trump Towers  Tiyatro Salonu SİVAS 93 16:00

26 Şubat Salı Kadıköy Halk Eğitim Merkezi SİVAS 93 20:30

27 Şubat Çarşamba Kozyatağı Kültür Merkezi SİVAS 93 20.30

SIVAS-93

Reklamlar