Bu yazı soL gazetesinde yayınlandı.
Yazı: Cansu Fırıncı
Görsel
Evimin terasına çıktım bi de ne göreyim, saksılar izinsiz çiçek açmışlar! Bu yaptığınız yasalara aykırıdır, dağılın dedim. Mukavemet ettiler. Ben de bastım suyu!

Sonra atladım Toma’ma, camdan kolumu sarkıttım ıslık çala çala sahilde bi tur attım. Yol boyu laleler gördüm. Laleler yasalara saygılılar, öyle izinsiz gösteri yürüyüş filan yapmıyorlar, hükümetin belirttiği alanda açıyorlar.Aferin lalelere.
 
Biraz da dedim kent merkezine gideyim, baktım gençler duruyorlar, hava da çok sıcak, yazık yav dedim gençlere, bunalmışlar, terlemişler, ben de verdim tazyiğe ayarı sıktım üzerlerine suyu. Maksat serinlesinler. Gençlerde bi coşku, bi sevinç, ben sıktıkça daha da istiyorlar, sık bakalım diye bağırıyorlar. Halka hizmet bizim görevimiz dedim bitene kadar sıktım suyu.
 
E, depo boşaldı doldurmak gerek. Havuz var az ilerde ordan takviye alayım dedim. Bi de ne göriyim! Fışkiyeyi kırmışlar. Kan beynime fışkiyeledi. Baktım fışkiyenin yanında bi çiçek. Aha dedim yakaladım zanlıyı. Marjinal çiçek bu, rengi kızıl, ordan çaktım mevzuyu. Bastım düğmeye Toma’m fışladı. Suyu bittiği aklıma geldi, sen o sinirle in tomadan, çiçeği yakala kopar, yol, üstünde zıpla, copla, arkamı bi döndüm kazlar sarmış etrafımı polise uzanan dallar kırılsın diye bağırıyorlar. Havuzun kazlarıymış bunlar. Neyse efendim çiçeğe kelepçeyi taktığım gibi Toma’ya aldım. Vatan’a bıraktım.
 
Döndüm kent merkezine geri. Lan o da nesi! Çiçekler ellerinde pankartlar, parka girmek istiyorlar. Çiçeğin parkta ne işi var! Biri de yazmış, polis çimlere basma, diye. Çapulçiçeği bunlar. sen çık o sinirle dal aralarına, anladım yanlış bişiy yaptığımı ama iş işten geçti, aralarında kaldım, zor kurtuldum aralarından, her yanım diken kesiği oldu. Derken uzaktan yüzü maskeli çiçekler bana polen atmaya başladılar. Ben de verdim gazı verdim kapsülü.
 
Bir gazeteci de neden gaz sıktın, diyor. Çıldırdım, yakasından tuttum gazeteciyi, baktım yakasında bir çiçek, aldım çiçeği attım yere, çıktım üstüne, bize polen atıyorlardı dedim, gaz atmayıp ta ya ne yapsaydım? Osursa mıydım!
 
Sonra sarayın yanına döndüm Tomamla. Ekip arkadaşlarımla bekledik bi süre. Ama sokak göz alabildiğine polis. Bizden başka halk yok orda. Hepimizin elinde gaz tüfekleri, şarjörler dolu, kapsüller ağzında. Bi patlama duyduk bir anda. Sen o refleksle hepimizin parmakları dokunmasın mı tetiğe! Pata pat herkes neresi olursa sıkıyor kapsülleri. Ortalık bembeyaz oldu, gözlerimiz yaş doldu, kafasından yaralanan, bacağına saplanan… Ortalık karman çorman.
 
Neyse duman biraz dağıldı, herkes birbirine baktı. Gülmeye başladık. Baktım duvarın kenarında bir çiçek, bi dikeninde patlamış bir balon, diğerinde şişmiş bi balon. O anda anladım meseleyi. Dikenini oynatmaya başladı, dur patlatma demeye kalmadan, ortalık gene kapsül, gene duman…
Reklamlar