Görsel

Mütevazı kişiliği, emekten yana ödünsüz tavrıyla müzikseverlerin olduğu kadar şiirseverlerin de beğeniyle takip ettiği Haluk Çetin yeni albümü Çaresi İsyan Olmuştur ile raflardaki yerini aldı. Çetin, Ulusal Kanal’da Şiiriçi Şarkılar programı ile Pazar günleri saat 17.00’de şiir ile müziği buluşturmayı sürdürüyor. Şairlerin müzisyeni ile hem müzik yaşamını hem de yeni albümünü konuştuk.

En başa dönelim mi ağabey, şiir ve müzik ne vakit düştü yüreğine?

İlerici bir ailenin, cumhuriyet kuşağı bir öğretmen annenin, balkan göçmeni demokrat bir babanın çocuğu, Odtülü devrimci bir abinin kardeşiyim ben. İlkokul çağlarında Nâzım Hikmet’i, Ataol Behramoğlu’nu, Nihat Behram’ı kitaplarını okuyan, şiirlerini bilen bir çocuktum. Bu anlamda çok şanslıyım diyebilirim. Şiirle ilişkim de bu dönemde başlamıştır. Müzikle ilişkimse ortaokulda mandolinle başladı. Lise’de gitara döndü enstrümanım. O çağlarda müzikle ilgileniyor ve sol görüşü benimsemişseniz hep şiire yönelirsiniz. Şiirlerden şarkılar yapmaya çalışırsınız. Profesyonelce müziğe girişim 1994 yılında Ataol Behramoğlu ile tanışmamla başlar. O güne kadar barlarda, lokallerde yürüyen müzik hayatım bir kader gibi şairlerin müzisyeni olma noktasına geldi. Bildiğim kadarıyla bunun Türkiye’de başka bir temsilcisi, örneği de yok.

Geçmişten bu yana her çalıp söylediğim yerde türküleri yorumladım. Ruhi Su damarından geldiğimi söyleyebilirim. Ailemden gelen ilk kulak da bu zaten. Sonra zamanla Livaneli’nin, Rahmi Saltuk’un yorumlarıyla, Fikret Kızılok’un Anadolu Pop’larıyla, Cem Karaca’nın Anadolu Rock’larıyla doldurdum kulağımı. Zaten bu topraklarda Klasik Türk Müziği’nden bile baksan sayısızdır şiir müzik birleşmesi. Halk ozanları, halk müziği damarımıza baktığın zaman da müthiş bir derinlik vardır orada da.
Ataol Behramoğlu ile başladı profesyonel müzik hayatın. Onca müzisyenin, müzisyen adayının içinden neden seni seçti?

Antalya’da tesadüfi bir karşılaşmayla başladı bu süreç 1994 yılında. Barış Derneği davasından yıllarca sürgün yaşadı biliyorsun Ataol Ağabey ve başka aydınlarımız. Yurda ilk döndüğü dönemlere rastlıyor yani. TYS Başkanlığı, Cumhuriyet Gazetesi yazarlığı da bu döneme rastlar. O sıralarda kafasında hep Mayakovski gibi ülkesini şiirler okuyarak dolaşmak var. Fakat şiirde belirli bir zamandan sonra konsantrasyon sorunu başlar seyircide genelde, bu nedenle müzikle beslemek iyi sonuç veren bir seçimdir dinletilerde. Biraz nefes alır izleyenler. Hele ki şiirlerden yapılan şarkılarla destkleniyorsa dinleti sahne bütünlüğü de kurulmuş olur. Böyle bir arayış içerisinde. İşte tesadüfi karşılaşmada beni dinleyince başkalarının içinden beni tercih etti. Kendi açıklamasını anlatmak daha doğru olur sanırım. Dilimin, Türkçemin temizliği, yorumumdaki yalınlık, duruluk. Ses rengimi beğenmiş olması bir de her şarkıyı kendimce yorumlamam.

Yaşayan bir efsane Ataol Ağabey. Onun yaşamının değişik kesitlerine tanıklık edebilmek, onunla birlikte dolaşıp sahne paylaşabilmek, 500’ün üzerinde dinletide birlikte olabilmek, mutluluk verici bir şey elbette.
Sonra şiir ve şarkıların buluştuğu albümler geldi sanırım…

1997 yılında Ataol Behramoğlu şiirlerinden oluşan Aşk İki Kişiliktir isimli ortak bir albüm hazırladık. Bu albümde dört bestem var. Albüme adını veren şiiri de besteledim o çalışmada.

2007 yılında da yine benzeri bir çalışmayı Cezmi Ersöz ile yaptık. Kendini Saklama Çiçekleri albümünde Vedat Sakman ve Leman Sam ile birlikte çalıştık. Bu albümde de üç beste bana ait.

İlk solo albümüm 2010’da Ada Müzik’ten Şiiriçi Şarkılar adıyla çıktı. Bu albümde Nâzım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Ahmet Telli, Gökhan Hoştürk, Cezmi Ersöz ve Sunay Akın şiirlerinden tamamı benim bestelerim, düzenlemeleri Vedat Sakman’ın olan bir çalışma bu. Bu çalışmanın kapak fotoğrafını da çok özel bir isim, İsa Çelik çekti. Sonra bu albümün ismi, Şiiriçi Şarkılar, Ulusal Kanal’da üç yıldır sürdürmekte olduğum programın da adı oldu. Bu isim beni giyindi yani.

Peki, türkülerle dolu bir albüm için biraz fazla beklemedin mi?

Şiirle iç içe geçmiş bir müzisyen olarak bunları bir albüme dökmemenin eksiğiliğini hep duymuşumdur. Bunun üzerinden atlamak olmazdı. Geç de kaldım aslında. Çünkü bir ara türkü çok furya oldu, sömürüldü, kötü örnekler doldurdu ortalığı. Geciksin dedim ben de o yüzden. Ama şimdi zamandır artık. Bu albümde türkülerin dışında bir bestem var o da Ataol Behramoğlu’nun koşma tarzında yazdığı Yunus gibi şiiri. Zaten albüme adını da bu şiirin bir dizesi verdi. Sevgili ustam Altan Gördüm de albümüme İnsanaların Türküleri Kendilerinden Güzel şiirini okudu. Ona da özel bir teşekkür borçluyum. O türkü şiir de bu albüme çok yakıştı diyebilirim. Türküleri seçerken bir kaçı hariç daha az söylenen ve daha az popüler olanları seçtim özellikle. Bu albümün eski kuşaklara bir hatırlatma, genç kuşaklara da çağdaş bir yorumla bir aktarma olduğunu düşünüyorum.

Şiir bestelemesi bana hep ilginç gelmiştir. Kendi musikisi, ritmi, temposu, uyağı, sesi olan bir şey bestelemek güç değil mi?
Her şiirin bir iç sesi vardır, evet. Bazı şiirler müziğe, bestelenmeye daha yatkındır. Bazı şiirlerse değildir. Aynı şairin iki farklı şiiri için bile böyledir bu. Kimi şairlerin şiirlerinin müziklenebilmesi güçtür gerçekten. Attilla İlhan’ın şiirleri bana hep kendi musikisini taşıyan ve bestelenmeye daha müsait şiirler gibi gelir örneğin. Ama Küçük İskender’i bestelemek zordur. Hem duyguyu hem de matematiği çakıştırmak meselesidir bu ve gerçekten zordur. Üstüne bir de kendi yorumunu getirmek… Bir de düzenleme kısmını ele alırsak yeni bir boyut daha eklemiş oluruz bu sürece.

Şiir bir yolsa müzik farklı bir yoldur. Şiirden yapılan müzikse bambaşka bir yol. İkisini kapsayan ama ikisinin de dışında.

Peki, türküleri seçerken kafanda bir bütün hikâye var mıydı, albümü dinleyince kafamızda canlanmasını istediğin?

Bir kaç lirik parça dışında tamamı yiğitlik ve direniş türkülerinden oluştu. Gezi’yi milat almadan olmazdı elbet. Bağlamayı hiç dejenere etmeden rock soundları kullandım. Cesaret ve mücadele azmi aşılayan bir albüm çıkardım diyebilirim. Özeti adı işte. Çaresi İsyan Olmuştur.

 

Bu röportaj soL gazetesinde kısaltılarak yayınlanmıştır.

Reklamlar