Bütün Çılgınlar Sever Beni, Jean D’arc’ın Öteki Ölümü ile tanıdığımız Stefan Tsanev’in erkek kadın ilişkilerini sorguladığı ve büyük oranda erkek bakışını tiye aldığı oyunu. Dostluk, aşk, evlilik, kıskançlık, sadakat, aldatma, ihanet gibi kavramların etrafında sağlam bir kurgu ile örülmüş bir durum komedisi sunuyor bu metinle yazar izleyiciye.

Balkanlı oyun yazarları az mekanda, seyirciyi sıkmayan oyunlar yazmak konusunda dünya ortalamasının oldukça üstünde bir başarıya sahiptir. Bu oyunda da kural bir istisnaya uğramıyor.

Dostum için her şeyi yaparım mı diyorsunuz? Bir kez daha düşünün! İki sağlam dost, sadık bir eş… Peki, sadakat sonsuz mudur? Gerçeğe dayanmayan bir kurguyla sınanmaya kalkarsa, durgun suyun dibine çöken çamur çıkar mı yüzeye? Ya arpın sesi kadar duru değilse su?

Okuduğunuz bir gazete haberi başınıza gelir mi? Gelir! Ki eylem ilk bakışta mantıksız da olabilir. Kadın sevgilisine aşıksa ve kocasını sevmiyorsa, namluyu hangisine doğrultur ve tetiği çeker?

Kimi zaman emek sermaye çelişkisi kadar yaman şey şu aşk! Kim nerede numaraya yapıyor, nerede samimi, kim ne zaman kendini kaptırdı ne zaman uzaklaştı! Çok seviyorsunuz ama kıskançlık denen o tahta kurdu kemiriyorsa, sınamak istiyorsanız sevdiğinizi, tek dayanağınız güvenebileceğiniz bir dostunuzsa… İşlerin sarpa sarması ve bir gazete haberi olmanız, hatta ilkin üstünüzün gazete ile kapatılması kaçınılmazdır! Seyirciyi iki kutup arasında götürüp getiren ve sıkı güldüren bir metin var elimizin altında.

Kemal Aydoğan her zamanki reji anlayışından uzaklaşmadan koymuş oyunu sahneye. Dekora, kostüme, ışığın gerisine saklanan, yaslanan bir sahneleme anlayışı yok Aydoğan’ın. Söyleyeceği sözü belirledikten sonra sahneyi oyuncuya bırakıp seyirciye kendini hissettirmemeye çalışan bir tarzı var bu oyunda da.

Mert Fırat’ın Yosif rolünde çizdiği kıskanç, hareketli, kendince kurnaz, fırlama karakteri, Fırat’ın enerjisi ile daha oyunun hemen başında kavrıyor seyirciyi. Kimi zaman “erkek salaklığıyla” kimi zaman tüm saçmalığına rağmen aşka yaslanan “saflığıyla” seyircinin kah özdeşleştiği kah sorguladığı bir karakteri gezdiriyor sahnede. Öfkeleneceğimiz tüm yanlarına rağmen “herşey insan için” ve “her şey insana dair” dedirtecek cinsten sahiplenerek oynuyor rolünü. Çok gülüyoruz, kimi zaman gülünç olduğu için kimi zamansa komik. Bir de oyun sonunda bir ölüşü var ki Mert Fırat’ın ‘bayıldım’!

BÇSB

Volkan Yosunlu Angel rolüyle şair ruhlu, romantik ve çapkın adamı Yosif’in konturu olarak algılayıp rolünü kabullendiği alanda oldukça sade, çapaksız ve samimi bir biçimde sunuyor seyirciye. Mert Fırat’ın rolü gereği giyindiği agresif oyunculuğunu karşılayıp artistik vuruşlar yerine sadeliğiyle göz dolduran oldukça başarılı bir oyunculuk sergiliyor.

Aslı Tandoğan konservatuvarın Arp bölümünden mezun, ekran tecrübesi olan bir oyuncu ama tiyatro oyuncusu değil. Onu sahnede izlerken o gözle seyretmek gerekiyor sanırım. Samimi, sahnede olduğunun farkında ve yapmaya çalışıyor.

Starları sahneye taşıyarak tiyatro salonlarını var etmeye çalışmak… Bu ne Moda sahnesi ile başladı ne de orası ile bitecek. Başka bir tartışmanın konusu ve herkes kendi durduğu yerden haklı…

Sözün kısası, kadın erkek ilişkilerine dair oldukça eğlenceli ve bolca güldüren bir komedi bekliyor izleyiciyi…

Bu yazı soL gazetesinde yayınlandı.

Bu yazı soL gazetesinde yayınlandı.

Reklamlar