Ülkenin bütün tiyatrolarını kapasan da tiyatro yapılacak!

Biri, hem de yaşı yetmişi geçmiş iken, bir handan bir tiyatro salonu yaratacak. Öyle çocuklara falan kalır diye değil, yaşamak, yani tiyatro aşkı ağır bastığından.

Üstelik “babasının malı” olduğu ve punduna getirip yerine AVM ya da kışla dikmek varken!

Ne güzel şey insanın adının Nâzım Hikmet’le anılması ve Muammer Karaca talan edilirken Ali Paşa Han’dan bir açıkhava sahnesi yaratması…

Üstüne bir de 17.yy’dan kalma handa Bursa Cezaevi’nden mektupları oyunlaştırması…

Han ayrı güzel, oyun ayrı. Hani hiç bir şey yapmasa da özel olarak Genco Erkal, oyun seyirci hanın önüne geldiğinde başlıyor daha. Sanki hepimiz birer görüşmeciyiz, akrabası, ahbabıyız da Nâzım’ın az sonra açılacak sürgüsü demir kapının… Öyle yasak filan yok. Çık merdivenlerden avluluya bak yukarıdan. İlkin kapa gözlerini sonra dilersen aç, bir köşede Balaban resim çizmekte, ademoğulları çıplak bacakları, kabak kafalarıyla birbirinin bitlerini ayıklamakta, gardiyanlar ellerinde sopası havalı havalı dolaşmakta…

Siyatik, anjina pektoris, hasret, Piraye, saat 21.00…

Saat 21.00… Genco Erkal, Nâzım Hikmet’in kalemiyle, görecelidir zaman ve değişir 7 yıl kaleme ve onu tutan ele göre, isminin baş harflerini bir kez daha kalbimize kazımaktadır.

genco-erkal-ile-yasamaya-dair-4743148_2096_o

Tülay Günal… hiçbir silginin silemeyeceği Piraye rolünde merdivenlerden inip çıkarak değil de, süzülerek, yumuşacık üflüyor dizeleri ve şarkıları… Bu bir fısıltı ama kalbe değdiği anda çığlığa dönüşüveren… Herkes kendi kalbinin çığlığında bastırıyor hasretini Piraye İle Nâzım’ın…

Müzikler Fazıl Say ve Zülfü Livaneli, Cem Karaca, Tarık Öcal, Edip Akbayram, Toga Çebi, Nadir Göktürk, Timur Selçuk’tan… İsimler çarpıcı elbet ama siz kafanızı hafif sağa çevirin bir boşlukta ve piyanoya dokunan, viyolonseli okşayan ellere bakıverin… Yiğit Atalay yetenek dolu parmaklarıyla içine işletiyor piyanonun ezgileriyle hasreti, özlemi ve boyun eğmemeyi…Deniz Doğangül de bir insan sesi daha ekliyor oyuna viyolonselini…

Evet, ne demiştik? Sen ülkenin bütün tiyatrolarını kapasan da tiyatro yapılacak!

İktidarın bir süre daha her yerde kazansa da Genco Erkal’a yenilecek!

Tek bir insan bile kalsa sana boyun eğmeyen, bu karanlık yıkılacak ve tiyatronun ışığı gözlerimizi kamaştıracak!

Bizde Genco Erkal gibi usta sanatçılar, Tülay Günal gibi oyuncular, Yiğit Atalay, Deniz Doğangül gibi yetenekler oldukça sen delirmeye, biz kazanmaya “mahkumuz”!

Sözün özü; böyle hapishane “dostlar” başına!  

Bu yazı tiyatroportal.com sitesinde yayınlandı.

Reklamlar