Oyun boyunca iş dünyasının ve onun kirli ilişkilerinin yanı sıra beyaz yakalılık kavramının, sınıf atlama özleminin, kısa yoldan köşeyi dönmeciliğin, kişiyi kapitalizme bağlayan tüketim kültürünün, marka bağımlılığının da sanık kürsüsüne çıkarıldığına tanık oluyoruz.

Kısacası Yücel Tuzak olarak geçen oyun karakterinin ismi rahatlıkla Ali Ağaoğlu da olabilirdi!

AYKIRI AKADEMİ – Cansu FIRINCI

Malum, adalet mülkün temelidir, mülk düzenin. Hal böyle olunca adalet tartışması hiç bitmez ülkenin. Paran varsa, zengin bir ailenin çocuğuysan arabanla, düzeni yani mülkü korumakla görevli bir polisi öldürüp ardından serbest kalabilirsin. Adaleti çiğnemişsin, ezip geçmişsin ne gam! Ama paran yoksa, yoksulsan, adalet istemek için haykırırken bir polisin tabancasından çıkan kurşunla beyninden vurulup ölebilirsin. Beyninden vurulmuşa döner koca bir halk ama bakıvermişsin mülkün temeli katili kafasına peruk geçirip mahkemeden kaçırıverir.

Mahkemeden kaçırıverir zira kaçırılacak bir adalet zaten yoktur. Şahtır şahbaz olmuştur.

1987’de Ümraniye’de, bir yoksul semtinde kurulmuş olan Tiyatro Merdiven basamaklarını adalete dayamış Duruşma Gecesi ile. Dürenmatt’ın belki de en vurucu uzun öyküsü sahneye taşınmış böylece. Üstelik hikaye günümüze ve ülkemize uyarlanmış. Açıkçası uyarlama işlere, adaptasyonlara karşı ön yargılıyımdır. Genelde eserden alıp götürür, bayağılaştırır. Hem evrensel değer taşıyan eserlerin böyle müdahalelere ihtiyacı olmadığını düşünürüm. Bu nedenle korka korka gittim oyuna ama salondan ağzım kulaklarımda ayrıldım. Zira oyunu uyarlayan ve yöneten Ruşen Gülen güncelleme yapmış adeta oyunda, Durrenmatt oyunu bugün ve Türkiye’de yazsaydı nasıl yazardı sorusunun başarılı bir karşılığını yaratmış.

Oyunun konusu günümüz seyircisi açısından oldukça ilgi çekici. Evli ve dört çocuk babası bir pazarlamacı olan Yücel Tuzak, şehir dışında bir iş ziyaretindeyken arabası arızalanır. Kasabada fuar mı vardır nedir otellerde yer yoktur. Bu gibi durumlarda dışarıdan gelenleri evinde misafir eden bir kasabalı olduğunu öğrenir ve kapısını çalar. Ev sahibi sıradan bir insan değil eski bir hakimdir. Misafirini oldukça iyi karşılar, ağırlar ve komşularıyla zaman zaman oynadıkları bir oyuna katılmasını rica eder. Yücel için enteresan bir tecrübe olacaktır bu, hoşça vakit geçirecektir, kabul eder.

Ev sahibinin komşuları da sıradan insanlar değildir, biri savcı, biri avukattır. -Oyunda orijinal metinde olmayan, Ruşen Gülen tarafından eklenen bir de infazcı bir istihbarat yetkilisi var ki çok başarılı ve metnin ruhuna uygun bir ekleme olduğunu belirtmeliyim- Hakim, savcı, avukat ve istihbaratçının ortak noktası ise bulundukları kurumlardaki yasal sınırlar içinde mesleklerini icra etmekten zevk almadıkları için görevlerinden istifa etmiş olmalarıdır. Arada sırada hakimin evine gelen sürpriz misafirler kendi aralarında oynadıkları bu oyunu daha da zevkli ve ‘gerçekçi’ hale getirmektedir. Misafir kendisine bir suç uydurur, savcı iddianamesini hazırlar, avukat müvekkilini savunur, hakim hükmünü açıklar. Yücel avukatının tüm uyarılarına rağmen hiçbir suç işlemediğini iddia eder ve yargılama başlar.

İş dünyasında suçsuz olmak, masum kalmak mümkün müdür, kişisel servet, zenginlik suça bulaşmadan, başkalarının ölümüne, yoksulluğuna yol açmadan elde edilebilir mi? Budur sorumuz.

Oyun boyunca iş dünyasının ve onun kirli ilişkilerinin yanı sıra beyaz yakalılık kavramının, sınıf atlama özleminin, kısa yoldan köşeyi dönmeciliğin, kişiyi kapitalizme bağlayan tüketim kültürünün, marka bağımlılığının da sanık kürsüsüne çıkarıldığına tanık oluyoruz.

Kısacası Yücel Tuzak olarak geçen oyun karakterinin ismi rahatlıkla Ali Ağaoğlu da olabilirdi!

Kadıköy Tiyatro Şenliği kapsamında Levent Kırca Tiyatrosu’nun kalabalık seyircisi ile buluşan oyun sade rejisi, doğal ve uyumlu oyunculukları ve güncel konusuyla yüzleri güldürdü. Oyunu ilk fırsatta izlemeniz adil olacaktır.

 

 

Reklamlar